19-20. Dönem Milletvekili D(Y)P eski Genel Sekreteri Tevfik Diker yaptığı yazılı açıklamada, “Ankara’dan bakıldığında DP iki parçaya bölünmüş gibi görünüyor. Parçaların birini Genel Başkan Yardımcıları Anap kökenli Salih Uzun ve Ahmet Özal diğerini Cindoruk ve DTP kökenli arkadaşları teşkil ediyor. Uzun ve Özal, referandum ile ilgili GİK’in aldığı “Hayır” kararına uymuyorlar ve “Evet” diyorlar. Bu ilginç bir durum. Genel Başkan Yardımcıları neden GİK kararına uymazlar? Uymuyorlarsa neden koltuklarında otururlar? Bu durumda koltukta oturmak etik midir? Özal, “Evet” demekle yetinmiyor eski Başbakan Çiller’ in gelmesi gerekir diye beyanatlar veriyor. Özal, bu şekilde hareket ederek ince siyaset yapıyor. Çiller sevdalılarının desteğini almaya çalışıyor” dedi.
Tevfik Diker’in açıklaması şöyle:
DP’de sular bir türlü durulmuyor.
Her gün bir teşkilattan istifa haberi geliyor. En son Balıkesir’ den geldi.
Büyük Kongre öncesi istifa eden Salim Ensarioğlu’nun istifasının yaratacağı boşluk kolay, kolay doldurulamaz.
Sıra Ensarioğlu’na gelmişken bana ulaşan bir bilgiyi paylaşmadan geçemeyeceğim.
Çiller, İzmir, Çeşme’ye düğüne giderken İstanbul Hava Limanı VİP’te Ensarioğlu ile karşılaşır. Ensarioğlu, Çiller’e, “Sayın Başbakanım, partide kaydım duruyor” der.
Çiller ve Ensarioğlu’nun konuşmalarında gelecek ne kadar konuşuldu?
Onu Ensarioğlu açıklarsa memnun oluruz.
***
Ankara’dan bakıldığında DP iki parçaya bölünmüş gibi görünüyor.
Parçaların birini Genel Başkan Yardımcıları Anap kökenli Salih Uzun ve Ahmet Özal diğerini Cindoruk ve DTP kökenli arkadaşları teşkil ediyor.
Uzun ve Özal, referandum ile ilgili GİK’ in aldığı “Hayır” kararına uymuyorlar ve “Evet” diyorlar.
Bu ilginç bir durum.
Genel Başkan Yardımcıları neden GİK kararına uymazlar?
Uymuyorlarsa neden koltuklarında otururlar?
Bu durumda koltukta oturmak etik midir?
Özal, “Evet” demekle yetinmiyor eski Başbakan Çiller’ in gelmesi gerekir diye beyanatlar veriyor.
Özal, bu şekilde hareket ederek ince siyaset yapıyor.
Çiller sevdalılarının desteğini almaya çalışıyor.
***
DP’ de esas muhalefet bence dış kulvarda yapılıyor.
Bunların başını da eski genel Başkan Süleyman Soylu çekiyor.
Soylu, soy adı gibi Soylu muhalefet yapıyor.
Soylu’yu sevmeyebilirsiniz veya sevebilirsiniz ama bir gerçeği kabul etmek gerekir.
O da şu.
Kıvırtmadan, yer altına saklanmadan açıkça dobra, dobra muhalefet yapıyor.
Referandumda oyum “Evet” diyor ve “Evet” için toplantılara katılıyor.
Bazı DP’liler özellikle Cindoruk yanlıları Soylu’ya bu nedenle veryansın ediyorlar.
“Yandaş medyada yer almak için yapıyor”, “AK Parti’ ye geçecek “ gibi değerlendirmelerle saldırıyorlar.
Soylu’nun genç yaşta “Genel Başkan” olduğu partiyi ve misyonu sadece milletvekili olmak için bırakacağını sanmıyorum. Daha yaşı genç.
İstikrarlı hareket ederse tekrar “Genel Başkan” ve hatta “Başbakan” bile olur.
Ülkemizde siyaset her on yılda bir yeniden karılıp düzülüyor.
Soylu, kısa dönem yaptığı “Genel Başkanlık’ ta” önemli deneyimler kazandı.
Geçmişte yaptığı en büyük hata güven tazelemek için Büyük Kongre’ ye gitmesi ve partiyi Cindoruk ve arkadaşlarına bırakmasıdır.
Soylu, bunu niye yaptı? diye çok düşündüm. Bazıları acemiliğine, bazıları da genç ve tecrübesizliğine verdiler ama bence kazın ayağı pek öyle değil.
Soylu, “Genel Başkan” seçilirken Çiller vesayetiyle seçildi.
Vesayetle “Genel Başkan” olmak ve devam etmek kolay değildir.
Nitekim bunun bir örneği bugünlerde SP’ de yaşanıyor.
Kim olursa olsun bir zaman sonra vesayetten kurtulmak ve kendini ispat etmek ister.
Soylu, güven tazelemek isterken esasında bir taşla iki kuş vurmak istedi gibi geliyor bana.
Birincisi gerçekten ağzından çıkan sözün gereğini yerine getiren yani sözünün eri bir siyasetçi profili çizmek.
İkincisi ise ki bence en önemlisi budur:
Büyük Kongre’ de kazanarak vesayete son vermek.
Soylu, ne gerekçeyle yaptıysa yaptı sonuç istediği gibi olmamış olabilir.
Bugünkü gelinen noktada açık seçik söylemek gerekirse Kasım’ da Büyük Kongre yapılırsa bu da belli değil gerçi Soylu’ dan başka potansiyel “Genel Başkan” adayı şimdilik görünmüyor.
Hemen Çiller, diyenlerin seslerini duyuyorum.
Çiller, gelirse Soylu’ da aday olmaz başka hiçbir kimse de çıkmaz.
Ama Çiller, gelirse.
Şeytanın avukatlığına soyunalım diyelim ki Çiller, “ben yokum” dedi.
İşte o zaman ne olacak?
Cindoruk’la mı devam veya Cindoruk dahil bazı siyaset mühendislerinin ortaya sürdüğü isme mi evet denilecek?
Yani birilerinin gönlü olsun diye babası köklü partici teşkilatlarda görev yapmış belli deneyimi kazanmış bir Soylu’yu yok mu sayacağız?
Ben Soylu’ nun babasıyla çalıştım. ne kadar fedakar ve cefakar olduğunu bilirim.
Bir şeyi daha açıkça yazmakta fayda var.
Geçmişte ve bugün Soylu’nun yaptığı bazı yanlışlara da eleştirilerimi belki en acımasızca yine ben yaptım.
Ama bugün onu yerden yere vurmakla ne kazanacağız?
Sorusuna cevap aramak hepimizin ortak görevi olmalı.
Var mı daha başka sağlıklı parti içi muhalefet?
Soylu’nun yanında önemli bir kadro var.
Dik duruyorlar.
Uzun ve Özal’ın muhalefetiyle Soylu’nun muhalefetleri arasında dağlar kadar fark var.
Soylu, Uzun, Özal ve Diker hepimiz bir ortak noktada birleşiyoruz.
Referandumda “Evet”. |