DAN BROWN VE BİLİM-DİN İLİŞKİSİ


Bu makale 2015-09-03 16:36:00 eklenmiş ve 678 kez görüntülenmiştir.
DR. MUSTAFA ERİM

 

 

Din ve Bilim ilişkisi; sadece Din'in yada Bilim'in  değil, Felsefenin de temel konularından biri 

 

olmuştur. Aslında tarihsel süreçte yaşanan çatışmayı tek bir nedenle izah etmek mümkün 

 

değildir. Temelde din ve bilimin referanslarının farklı olması bu çatışmanın ana nedeni 

 

olarak gözükmekle birlikte farklı dinler, farklı coğrafyalar bu çatışmayı oluşturan etkenler 

 

olmuştur.

 

Ortaçağda Abbasiler döneminde din bilimsel gelişmeleri teşvik ederken, Avrupa'da bilimin 

 

önündeki en büyük engel dindi. Galile dünya dönüyor dediği için idamla yargılanıyordu. 

 

19. yüzyıldan itibaren pozitif bilimlerde yaşanan gelişme dinin insan hayatında ki rolünü 

 

yokederek modernist bir hayat felsefesi sundu insanlığa. Bilimsel gelişmeler insan hırsının 

 

dizginlenmediği bir dünyada, savaş ve kar temelleri üzerine inşa edildi. Avrupa'da Ortaçağda 

 

yaşanan  yaşanan kilise ve din çatışmasında kaybeden bilim, 20. yüzyılda bu kez dini sadece 

 

sosyal hayattan değil bireylerin vicdanından da silerek intikamını alıyordu. 

 

Uçlarda gezen Batı felsefesi, Ortaçağ’da  nasıl bilimi hayatın dışına iterek Hıristiyanlığı 

 

hayatın ana eksenine yerleştirmiş idiyse,  Rönesans’tan sonra da din hayatın dışına itilmiştir.   

 

Dan Brown1 Melekler ve Şeytanlar adlı kurgu romanda hızla gelişen teknolojinin önünde tüm 

 

direnme gücünü kaybeden kilisenin feryadını dile getirirken, üzerinde düşünülmesi gereken 

 

ilginç noktalara temas etmektedir.

 

"Bilim, hastalıkların ve ağır işlerin yükünü hafifletmiş, çevremiz ve rahatımız için 

 

yararlı aletler üretmiş olabilir, ama bunu yanında bize gizemsiz bir dünya bırakmıştır. 

 

Günbatımlarımızdan artık dalga boyları ve frekanslarla bahsediliyor. Evrenin 

 

karmaşası matematiksel denklemlere indirgendi. hatta insan olmanın kıymeti bile 

 

1 Dan Brown, 22 Haziran 1964 doğumlu ABD'li yazar. Amherst Koleji ve Philips Exeter Akademisi’nden 

 

mezun olduktan sonra bir süre eğitim gördüğü bu okullarda İngilizce öğretmenliği yaptı. Şifre çözme ve gizli 

 

hükümet örgütlerine duyduğu ilgi, 1996'da ilk romanı Dijital Kale'nin ortaya çıkmasını sağladı. Roman, 

 

yayımlanmasından hemen sonra Dan Brown bir anda elektronik kitap listelerinde 1 numaraya yükseldi. Amerika 

 

Ulusal Güvenlik Teşkilatı'nı (NSA) konu alan roman sivil halkın mahremiyeti ile ulusal güvenlik arasındaki ince 

 

çizgiyi irdeliyordu. Başkanlık Ödülü'nü kazanmış bir matematik profesörü ile ilahiyat müzisyeni bir annenin 

 

oğlu olan Dan Brown, bilim ve din gibi paradoksal felsefelerin egemen olduğu bir ortamda büyüdü. Bu birbirini 

 

tamamlayıcı görüşlerden aldığı esinle ünlü romanı Melekler ve Şeytanlar'ı 2000 yılında yazdı.Yazar 2001'de 

 

yazdığı tekno-gerilim türündeki ikinci romanın İhanet Noktası'nda da politikada ahlak, güvenlik ve gizli 

 

teknoloji konularını işledi. Dan Brown, büyükbabasının da mason olduğunu pek çok programda açıklamıştır. 

 

Evlerinde garip önlükler ve beyaz eldivenler bulduğunu söylemiştir. Kayıp Sembol adlı romanını da bu yüzden 

 

yazdığı düşünülmektedir. Kitabın konusu da masonluktur.Ayrıca, 2003 yılında çıkardığı ve tüm dünyada satış 

 

rekorları kıran Da Vinci Şifresi kitabının da yazarıdır. 

 

ucuzlatıldı. Bilim, Dünya gezegeni ile onun üstünde yaşayanların, evrensel boyutta 

 

önemsiz noktacıklar olduğunu söylüyor; kozmik bir kaza. Bizi birleştirmeyi vaat eden 

 

teknoloji bile bizi birbirimizden ayırıyor. Artık her birimiz tüm dünyayla elektronik 

 

bağlantı içindeyiz, ama aslında son derece yalnızız. Vahşet, ihtilaf, ayrılık ve ihanet 

 

bombardımanına tutulduk. Şüphecilik fazilet oldu. Alaycılık ve kanıt talebi, aydınlanmış 

 

düşünce diye kabul ediyor. İnsanlığın artık tarihteki her hangi bir dönemden çok daha 

 

fazla buhrana sürüklenmesine ve hayal kırıklığına uğramasına şaşmamak gerek. 

 

Bilimin kutsal saydığı her hangi bir şey var mı? Bilim, doğmamış ceninleri inceleyerek 

 

cevaplar bulmaya çalışıyor. Hatta bilim kendi DNA mızı " yeniden sıraya dizmeye cüret 

 

ediyor. Anlam aramak adına Tanrı'nın dünyasını git gide daha küçük parçalara 

 

ayırıyor… ve tek bulabildiği aslında daha fazla soru." 

 

" Bilim ve din arasındaki eski savaş sona erdi. Siz kazandınız. Ama hakkınızla kazanmadınız. 

 

Cevaplar sunarak kazanmadınız. Toplumumuzu o kadar radikal değişikliklere uğratarak 

 

kazandınız ki, bir zamanlar yön gösterici olarak kabul ettiğimiz gerçekler, şimdi kullanılmaz 

 

oldu. Din bununla baş edemez. Bilim katlanarak gelişiyor. Bir virüs gibi kendi kendini 

 

besliyor. Her keşif, yeni keşiflere kapı açıyor. İnsanlığın tekerlekten arabaya geçmesi binlerce 

 

yıl almıştı. Ama arabadan uzaya geçiş arasında 10 yıllar var. Artık bilimsel gelişmeleri 

 

haftalarla ölçüyoruz. Kontrolden çıkmak üzereyiz. Aramızdaki mesafe giderek açılıyor ve dini 

 

dışlayan insanlar kendilerini ruhani bir boşluğun içinde buluyorlar. Anlam bulmak için 

 

kendimizi harap ediyoruz. UFO'lar görüyoruz, bağlantılar kuruyoruz, ruh çağırıyoruz, beden 

 

dili değişimler yaşıyoruz, geçmiş hayatlarımızı sorguluyoruz… Tüm tuhaf fikirleri bilimsel 

 

bir kalıba uyduruyorlar, ama hepside düpedüz mantıksızlık. Yalnız, azap çeken, kendi 

 

aydınlanmasının ve teknolojiden bağımsız her hangi bir şeyin olabilirliğini kabul 

 

edemeyişinin esiri olmuş modern ruhların çaresiz yakarışları."

 

"Bilim bizi kurtaracak diyorsunuz. Ben, bilim bizi mahvetti diyorum… Bilim verdiği sözleri 

 

yerine getirmedi. Verimlilikle kolaylılık vaatleri kirlilik ve kaostan başka bir şey getirmedi. 

 

Bizler; yok olma yolunda ilerleyen… kopuk ve ümitsiz türleriz."

 

" Kim bu bilim tanrısı? İnsanlarına, nasıl kullanacağını açıklayacak ahlaka sahip olmadan, güç 

 

teklif eden Tanrı kim? Nasıl bir tanrı çocuğa ateş verip tehlikeleri hakkında onu uyarmaz? 

 

Bilim dilinde iyi yada kötü diye göstericiler yok. Bilim kitapları bize nükleer reaksiyonun 

 

nasıl oluşturacağını anlatıyor ama hiçbir bölümde iyi yada kötü olduğunu sormuyor." 

 

" Bilime şunu söylüyorum. Sizin yön göstericileriniz olmaktan bitkin düştük. Sizler daha 

 

küçük cipler üretip daha fazla kar etmeye yarayışınıza devam ederken, denge unsuru olma 

 

kampanyamız yüzünden kaynaklarımız kuruma başladı. Neden kendimizi idare 

 

edemediğimizi değil, nasıl edeceğimizi soruyoruz? Sizin dünyanız o kadar hızlı dönüyor ki 

 

yaptıklarınızın etkilerini bakmak için bir an olsun dursanız, bir başkası önünüze geçerek size 

 

toz yutturacak. Bu yüzden ilerlemeye devam ediyorsunuz. Kitle imha silahları üretiyorsunuz.. 

 

Yaşayan canlıları klonluyorsunuz insanları telefonla,  video ekranlarıyla ve bilgisayarlarla 

 

haberleşmeye teşvik ediyorsunuz…  Hayat kurtaracak araştırmalar adına doğmamış bebekleri 

 

öldürüyorsunuz… 

 

Bana Tanrı'nın var olduğuna dair kanıt göster diyorsunuz. Cennete bakmak için 

 

teleskoplarınızı kullanın ve bana Tanrı'nın nasıl olmadığını söyleyin diyorum

 

" Bilimde Tanrıyı görmüyor musunuz ? Nasıl oldu da onu atladınız! Yer çekimindeki  yada 

 

atom ağırlığındaki en ufak bir değişikliğin, evreni gök cisimleriyle dolu bir deniz yerine, 

 

içinde hayat olmayan bir sise çevireceğini iddia ettiğiniz halde, nasıl oluyor da bu işin içinde 

 

onun eli olduğunu anlamıyorsunuz? Milyarlarca kağıt arasından doğru kartı çektiğimize 

 

inanmak gerçekten de o kadar kolay mı? Bizden daha büyük bir güç yerine, matematiksel 

 

imkansızlıklara inanacak kadar din inancımızı tükettik mi" ? 

 

" Tanrı'ya ister inanın ister inanmayın. ama buna inanmalısınız. Bizden daha büyük bir gücün 

 

varlığına olan güvenimizi kaybettiğimiz anda, sorumluluk duyduğumuzu yitiririz. İnanç… 

 

tüm inançlar… anlayamadığınız bir şey olduğunu nasihat eder, sorunlu olduğumuz bir 

 

şeyin… inanç sayesinde, birbirimize, kendimize ve daha büyük bir gerçekliğe karşı 

 

sorumluluk duyarız." 

 

Bilim adına yapılan gelişmelerin insanlığa mutluluktan çok acı verdiği, silah teknolojisine 

 

harcanan paranın dünyada açlık çeken insanların tüm sorunlarını çözecek miktarda olduğu 

 

günümüzde, tüm bunları bir kez daha düşünmeliyiz.                                                                                                                                                             

 

Mustafa Erim

 

mustafaerimm@gmail.com

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Manşet yanı
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Blok 1
Arşiv Arama
- -
Blok 2
Anket
Blok 3.Reklam Alanı
Anamur Haber
© Copyright 2018 Gazi Soft. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Anamur Haber
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi