1 Kasım Seçimleri ve Siyasi Sorumluluğumuz


Bu makale 2015-10-24 14:46:00 eklenmiş ve 947 kez görüntülenmiştir.
DR. MUSTAFA ERİM

 


Çok partili demokratik hayata geçtiğimiz dönemden sonra genellikle tüm seçimler o dönemin siyasi aktörleri tarafından en önemli seçim olarak nitelendirilmiştir. Geçmişe dönüp baktığımızda bu seçimler içinde gerçekten de Türkiye'nin siyasi rotasını belirleyen ve çok önem arz eden seçimlerin olduğunu görürüz.

Cumhuriyetin ilk yıllarında  zaman zaman birden fazla siyasi partinin kurulmasına  izin vermiştir. Fakat halkın bu partilere teveccühünü gören Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı, bu siyasi yapıların seçime bile girmesine izin vermemiş, bunları uydurma gerekçelerle kapatmış ve  parti kurucularını tutuklatmıştır.

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası; Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk muhalefet partisidir. Kurtuluş Savaşında mücadele veren ve Mustafa Kemal'in eski silah ve dava arkadaşları olan Kâzım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele veAdnan Adıvar’ın öncülüğünde 17 Kasım 1924’te kurulmuştur. Parti tüzüğünde cumhuriyet ilkesinin, liberalizmin ve demokrasinin benimsendiği belirtilirken aynı zamanda dini inançlara da saygılı olunduğu açıklanmıştır. Kısa sürede halkın büyük ilgi gösterdiği bu parti "dini siyasi çıkarlara alet etmek" suçlamasıyla 5 Haziran 1925 tarihinde  kapatılmış  ve  Mustafa Kemal'e düzenlenen İzmir Suikastı olayından parti  kurucularının bir bölümü yargılanmıştır.

Serbest Cumhuriyet Fırkası, çok partili siyasal yaşama geçiş yolunda ikinci deneme olan siyasi partidir. Ali Fethi Bey tarafından 12 Ağustos 1930 tarihinde kuruldu. Halkın kısa sürede büyük destek vermesi Cumhuriyet Halk Fırkası yönetimini kaygılandırdı.  Serbest Cumhuriyet Fırkasının siyasi hayatına devam etmesinin yaratacağı tehlikeler farklı kanallarla  Ali Fethi Beye iletildi. Bunun üzerine Ali Fethi Bey 17 Kasım 1930'da partiyi feshetti.

 

1946 yılında kurulan ve tüm baskılara rağmen seçimlere katılan Demokrat Parti’nin, bu seçimlerde diktatörlükle yönetilen rejimlerde bile görülmeyen bir yöntemle,  "açık oy gizli tasnif" yöntemiyle  iktidar olması engellenmiştir. 1950 yılında yapılan  CHP ve DP'nin katıldığı   seçim, Türkiye'nin siyasi rotasını belirleyen önemli seçimlerden biridir. Tüm hilelere rağmen iktidar olması engellenemeyen Demokrat Parti üç dönem üst üste iktidar olmuş ve en sonunda 1960 yılında askeri bir darbeyle iktidardan indirtmiştir. Başbakan Adnan Menderes, DP Hükümetinin bakanları Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edilmişlerdir.

12 Eylül darbesinden sonra askeri darbenin lideri  Kenan Evren'in başka bir partiye yönlendirme çabalarına rağmen Turgut Özal'ın başında olduğu Anavatan partisi iktidara gelmiştir. Anavatan Partisi tüm eksikliklerine rağmen demokratikleşme ve katı devlet anlayışının son bulması konusunda  önemli çalışmalar yapmıştır. 1983 ve 1987 yıllarında tek başına iktidara gelen  1989 yılında Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi sonucu Anavatan Partisi sonra ki seçimlerde tek başına iktidar olamamıştır. Sıra dışı bir Cumhurbaşkanlığı yapan Turgut Özal’ın 1993 yılında  aniden ölmesi üzerinde ki sır perdesi çözülememiş ve zehirlenerek öldürüldüğü iddiaları yapılan tıbbi incelemeler sonucu ortaya çıkmıştır.

Demokrat Parti ve Anavatan Partisinin iktidara gelirken yaşadıkları sorunları  Ak Parti 2002 yılında iktidara gelirken yaşamamıştır. Fakat üç dönem üst üste iktidara gelen Ak Parti'ye milletin gösterdiği ilgi ve sandıkla iktidardan düşürülememesi, Türkiye  ve Ortadoğu'yu yeniden şekillendirmek isteyen uluslararası güçlerin askeri darbe dışında yeni yöntemler aramasına neden olmuştur. Gezi olayları, 17/25 Aralık operasyonları, Çözüm sürecinin baltalanması bu girişimlerin bir sonucudur.

Sağlık politikaları, kalkınma hamleleri, bölünmüş yollar, sosyal devlet anlayışının toplumun tüm kesimlere yansıyan uygulamaları Ak Parti’nin dördüncü kez tek başına iktidara gelmesine yetmemiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından hemen sonra başlayan ve son otuz yıldır ülkenin her bölgesini yakan Kürt Sorunu ateşinin söndürülmesi yolunda en büyük adımlar yine Ak Parti iktidarları döneminde atılmıştır.

Ülkemizde de 90 yıldan beri devam eden ulusal kimliğe dayanan ve diğer  kimlikleri reddeden  devlet anlayışı pek çok yanlışa neden olmuş ve bunu sonucu olarak  Kürtlerin kendi kimliklerinin kabul edilmesi mücadelesini başlatmalarına neden olmuştur.    Nerdeyse bir  asra yaklaşana Kürt kimliğini ret ve inkar politikaları bin yıldan beri devam eden kardeşliğimize darbe vurmuştur. Bu ülkede Kürtçe  yasaklanmış, anneler cezaevlerinde ki çocuklarıyla konuşamaz olmuşlar, köyler yakılmış, Kürtçe kaset bulunduranlar ve Kürtçe televizyon izleyenler tutuklanmıştır. 1980 ihtilali sonrası başta Diyarbakır Cezaevi olmak üzere cezaevlerinde  yapılan işkenceler insanlık onurunu adeta ayaklar altına almıştır.

2002 yılından sonra Ak Parti hükümetinin başa gelmesiyle birlikte yapılan demokratikleşme çalışmaları sonucunda  kişinin en doğal hakkı olan ana dille konuşma yasağı kaldırılmış,  bunun sonucu olarak  Kürtçe konuşma, gazete çıkarma, kitap basma, radyo ve televizyon yayını yapma serbest hale getirilmiştir. Boşaltılan köylere geri dönüşler başlamış, üniversitelerde Kürtçe ve zazaca akademik bölümler kurulmuş, okullarda Kürtçe seçmeli dil haline getirtmiştir. Demokratik Açılım,  Milli Birlik ve Kardeşlik projesi ve son olarak Çözüm Süreci projeleri bu anlamda hükümetin, bu sorunu çözme konusunda kararlı olduğunu ortaya koymuştur.

 

Son birkaç aydır ülkemizde yaşanan oyunların uluslararası güçlerin ve istihbarat örgütlerinin ürünü olduğunu anlamak için çok zeki olmaya gerek yoktur.

Ekonomik veriler, kalkınma hamleleri, sosyal politikalar ve demokratikleşme konusunda atılan adımlar göz önüne alındığında çıkarılmak istenen kaos ortamının yapay  gerekçelere

dayandığını rahatlıkla görebiliriz. 1980 öncesinden başlayarak toplumu kutuplaşmaya götürme çabalarının ürünü olarak ortaya çıkan Sağ-Sol, Alevi – Sünni, Laik-Müslüman, Türk- Kürt çatışmalarının temelinde yatan neden ile, bugün Ak Parti’nin iktidardan uzaklaştırılması gayretlerinin altında yatan neden aynıdır.

Elbette uluslararası güçlerin niyetlerinden ve düşüncelerinden bağımsız olarak aynı hedefe koşan ulusal aktörlerin varlığı da bu çatışmaları hızlandırmaktadır. Güvenlik güçlerine yapılan saldırılar, Suruç ve Ankara’da yaşanan canlı bomba katliamlarıyla toplumda ümitsizlik ve  kaygı üretilirken   dışarıda da güvensiz bir  ülke imajı oluşturulmak istenmektedir.  

Bütün bunların yanında günümüzde algı denilen “bir şeye dikkati yönelterek, o şeyin bilincine varma, idrak etme” anlamına gelen bir yöntemle de toplum yönlendirilmektedir. Bu yöntemle yalanlar hakikat, hakikatler da gerçek dışı hale gelmektedir.

Gezi ile başlayan ve ağaçla sembolleşen bu yöntem, yolsuzluk, kaçak saray, diktatör söylemleriyle  toplum vicdanının asla kabul etmeyeceği ve onay görmeyeceği kavramlar üzerinden insani duyguları harekete geçirmekte ve  toplumsal muhalefeti bu  söylemler üzerinden başlatmaktadır.

Ak Parti’nin iktidardan uzaklaştırılması  için elbette uluslararası güçlerin bir takım gerekçeleri mevcuttur. Halkıyla barışık, Türk ve Kürt kardeşliğini sağlamış bir Türkiye’nin sadece kendi ulusal çıkarlarını gözetmekle kalmayacağını, bölgesini ve dünyayı şekillendiren bir taleple ortaya çıkacağı bilinmektedir. “Tayyip Erdoğan düşmanlığı” etrafında kümelenen içerde ki yapı, küresel güçlerin desteğiyle dur durak bilmeden bu düşmanlığı körüklemekte ve ülkenin, insanlarımızın zarar görmesi pahasına çatışmaları hızlandırmaktadırlar.

 

İşte 1 Kasım seçimlerinde  bu mücadele sandıkta sonuçlanacaktır. Ak Parti’ye olan kırgınlık, kızgınlık ve eleştirilerimizi saklı tutmak kaydı ile meseleye bir de bu cepheden bakmalıyız. Bu seçimi sadece partilerden bir partinin iktidara gelmesi olarak değerlendirmemeliyiz.  Türkiye’nin geleceğini belirleyen bir seçim olduğunu bilerek sandığa gitmeliyiz. 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Manşet yanı
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Blok 1
Arşiv Arama
- -
Blok 2
Anket
Blok 3.Reklam Alanı
Anamur Haber
© Copyright 2018 Gazi Soft. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Anamur Haber
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi