TOLSTOY VE DİRİLİŞ


Bu makale 2015-12-09 09:42:53 eklenmiş ve 630 kez görüntülenmiştir.
DR. MUSTAFA ERİM

 

Lev Nikoleviç Tolstoy 9 Eylül 1828’de Tula´da bulunan ailesine ait Yasyana Polyana Malikanesinde zengin bir toprak sahibinin oğlu olarak doğdu. Küçük yaşta öksüz ve yetim kalınca, eğitimi için Kazan’a halalarının yanına gönderildi. Daha bu yaşta Pascal, Platon, Dickens  ve Rousseau  gibi klasikler okumaya başladı ve kendine bir yaşam felsefesi belirlemeye karar verdi. 1843’te Doğu dilleri okumak üzere Kazan Üniversitesi’ne girdi, kısa süre sonra Hukuk Fakültesi’ne geçti. 1847’de burayı da yarım bırakarak Yasyana Polyana’ya geri döndü. 1851’de, yirmi üç yaşındayken, düzensiz hayatının yarattığı boşluğa son vermek ve alacaklılarından kurtulmak için orduya yazıldı ve 1854-55 arası Kırım’da topçu teğmeni olarak savaştı. Bu dömende otobiografik eserler olan Çocukluk, İlk Gençlik ve Gençlik’i ve ayrıca Tipi, İki Süvari Subayı ve Toprak Ağası’nın Sabahı’nı yazdı. Bu ilk başarılarından sonra kendini edebiyata adamaya karar verdi.

Savaştan sonra St. Petersburg’a gitti, fakat burada birini radikal demokrat N.Çernişevski, diğerini muhafazakar liberal I.Turgenyev’in temsil ettiği iki edebi kampla anlaşamayarak 1857’de İsviçre, Almanya ve Fransa’yı kapsayan bir seyahate çıktı. Bu dönemde eğitim kurumlarıyla ilgilenmeye başladı ve Rusya’ya dönerek köylü çocukları için bir okul açtı. 1860’ta ikinci bir Avrupa seyahatine çıkarak buradaki eğitim kuramlarını ayrıntılı şekilde inceledi. Aynı dönemde Batı’nın yapay ve maddeci uygarlığını insanı bozan bir etken olarak görmeye başladı. Rusya’ya döndüğünde serflik kaldırılmıştı. Tolstoy kendi bölgesinde eski serflerle toprak sahipleri arasındaki toprak ve borç anlaşmazlıklarını çözmek üzere yargıç oldu. 1862’de komşu çiftliğin sahibi olan bir doktorun kızı Sofya Andeyevna Bers’le evlendi. Bu evlililikten on üç çocuğu oldu. Mutlu bir aile hayatı sürdürdüğü bu dönemde, Kazaklar, Sivastopol Hikayeleri ve ilk büyük romanı olan Savaş ve Barış’ı yazdı.

Napolyon Savaşları sırasında, 1865'de yazdığı "Savaş ve Barış", yaşama sunulan bir destan olarak nitelendirilir. Bu romanda geniş bir zaman sürecinden bahsedilmesi, somut özelliklerin canlandırılmasında kaydedilen yüksek başarı düzeyi, sayıları beş yüzü aşan sayıda kişiyi içermesi, öykünün dallanıp budaklanarak ilerlemesi bu eseri başyapıtlardan biri haline getirmiştir. Eser geniş ve detaylı olması nedeniyle tarihi bir belgesel niteliği dahi taşır . Bu kadar çok sayıda karaktere rağmen, her bir karakter diğerlerinden çok farklı özellikler taşır. Tolstoy, “Savaş ve Barış” adlı eserinin yayımlanmasından sonra, yıldan yıla artacak bir bunalıma girdi.

Bu bunalımın izleri, 1877 yılında yayımlanan, ikinci büyük romanı sayılabilecek “Anna Karenina” adlı romanında da görülür. Bu romanda yazar, aileleri mutsuzluğa götürebilecek etmenleri araştırıp, kendimizi sorgulamaya sevketmiştir.

Tolstoy 1880’den sonra Ortodoks Klisesi’ni, Hristiyanlıktaki ölümsüzlük düşüncesini ve her türlü siyasal iktidarı inkar eden, kendine özgü bir tür hristiyanlık anarşizmi geliştirmeye başladı. Düşüncelerini açıkladığı ‘‘Dogmatik Teolojinin Eleştirisi’’, ‘‘O Halde Ne Yapmalıyız?’’ ve ‘‘Tanrı’nın Hükümdarlığı Kendi İçimizdedir’’ adlı makalelerin yayımlanmasından sonra 1901’de Kilise tarafından afaroz edildi.

Bu dönemde yazdığı İvan İlyiç’in Ölümü, Kreutzer Sonat, Hacı Murat, Diriliş gibi eserleri, aynı manevi arayışa, ahlaksızlıkla suçladığı sanatı, dogmalar ve mucizeler üreten Kilise’yi inkar edişine işaret eder. 1900’lerden itibaren bir yandan mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle ailesiyle arası açılırken, diğer yandan aydın Rus gençleri arasında giderek daha çok tanındı. Bu ikisi, derin bunalımını ve manevi yalnızlığını arttırdı. 1910’da ailesini terk etmeye karar vererek yanına en küçük kızı ve doktoruyla yola çıktı. Ancak birkaç gün sonra Astapovo tren istasyonunda zatürreden öldü.

 Diriliş, Tolstoy’un  hakkında en çok konuşulan  eseridir. Diriliş romanının öyküsü özetle şöyledir. Yakışıklı ve zengin Prens Nehludov, güzel hizmetçi Maslova'yı baştan çıkarmıştır. Hizmetçi kızın hayatını karartan bu olay, Prens için sadece bir anlık  arzusunun  yerine getirilmesi olmuş ve bir  ha  hizmetçi kızı aklına bile getirmemiştir.

 

Yıllar sonra  bir gün bir mahkeme de  karşılaşır Maslova ile. Bu kez Hizmetçi kız Maslova bir suçludur. Prens ise Maslov’un  mahkemesinde jüri üyesi olarak görevlidir.  Prens  acı gerçeğin farkına varır; Bu masum kızın hayatını karartmıştır, hem de sadece kişisel tutku ve arzuları uğruna. Prens gerçek suçlunun  Maslova değil kendisinin olduğu farkına varır. Vicdanı Prensi rahat bırakmaz, kendini suçlu kabul eder ve  cezasını çekmek için hatasının telafi etmeye karar verir. Bu uğurdaki zorluklara katlanır ve  uzun bir serüven başlar. Ruhani anlamda "ölü" olan Prens Nehludov bu serüvende yavaş yavaş tekrar dirilir, duyguları, vicdanı ve inancı yeniden doğar. Prens, Maslov’un cezasını çekmek sürgün olarak için gönderildiği cezaevine kadar onunla yolculuk yapar ve cezaevinde onu yalnız bırakmaz. Artık hayatını, mahvettiği bir hayatı diriltmeye adar.

 

Diriliş hakkında yorum yapan edebiyatçılar, genellikle Diriliş’Vicdan Azabının romanı olarak tanımlarlar. Diriliş’te elbette geçmişte yaptığı hatanın bedelini ödemek isteyen ve vicdan azabı çeken bir insan profili vardır. Ama Diriliş, insanda var olan ve kişisel hırs, tutkularla yok olan  insani vasıfların ön plana çıkarıldığı bir romandır. Diriliş, Erdem’in romanıdır. Sahip olduğu mevki, servet  ve şöhreti elinin tersiyle iten, işlediği günahın bedelini sahip olduklarından ödün vererek ödemeye çalışan ve en önemlisi zamanla  maddi dünyanın ‘’öldürdüğü’’  manevi  değerlerin farkına vararak  ‘’dirilmeye’’ çalışan bir  insanın öyküsüdür. Diriliş Erdemin insanlığın ortak malı olduğunu ve erdemli insanı dünyanın her coğrafyasında görmenin mümkün olduğunu gösteren bir romandır..

 

Tolstoy, toplumda yaşamanın kişiye sorumluluklar yüklediğine inanır ve bunu Diriliş’te şu  sözlerle ifade eder: Tek bir iyi adam çıkıp da onun elinden tutsaydı, onu meyhaneye bırakmayıp işe koysaydı, onun doğru ve mert kalacağına şüphe yoktu.

 

Diriliş aynı zamanda toplumsal eşitsizliğe başkaldırının da romanıdır.Bu konuda yine Diriliş’te şunları dile getirir yazar: Evet halkın maddi manevi çektikleri,  hep toprakların belli bir  takım kimselerin ellerinde olmasında ve halk kan,ter ve yoksulluk içinde çabalar, bunalırken, o belli kimselerin   kanun,polis, jandarma kuvvetleri arkasında  eğlencelerinin, cümbüşlerinin,  keyiflerinin korunmasından ileri geliyordu.

 

Diriliş,Tolstoy’un inanılmaz gözlem gücünü ve hassas duygularını toplumsal eşitsizliğe, üst sınıfların kalpsizliğine ve suçluluk duygularına ve Çarlık Rusyası’nın acımasız bürokrasisine yönelttiği en eleştirel romanıdır

 

Diriliş    Tolstoy’un,  ruh ve inanç buhranın ortasındayken yazdığı bir romandır. Resmileşmiş ve halktan kopmuş olan  o dönem  kilisesinin ikiyüzlüleştiğini ve gerçek Hıristiyanlık  inancından koptuğunu düşünen Tolstoy , bu  görüşlerini eserin altyapısının  bir bölümünü oluşturmak için kullanmıştır. Romanın temelinin diğer kısmını ise hayatının sonlarına doğru daha çok inanmaya ve savunmaya başladığı, insan yapımı yasaların asla hakkâni ve adil olamayacağı fikri oluşturuyordu. Roman birçok çevrelerce insan ruhunun, vicdanın, inancın ve konu aldığı dönemin toplumunun gerçekçi  ve iyi bir resmi olarak ün toplamıştır. Ruha, vicdan azabına, insan fıtratına dair; dirilip doğruları yapmanın mümkün olup olmadığı, fıtri olarak kötülüğü barındıran insanın kötülüğü düzeltip düzeltemeyeceği gibi sorular soran ve bunlara mantıklı  bir kurgu içinde farklı ve devrimsel cevaplar veren bir kitaptır Diriliş. Ruhani bir "diriliş"i konu almasına rağmen, Tolstoy'un sürekli hakikâtten uzaklaşmakla suçladığı kilise, romanının bazı bölümlerini suçlamış ve Tolstoy'u tanrıtanımaz (ateist) ilan etmiştir. Eser 1901 yılında kilise tarafından aforoz edilmiştir.

 

Tolstoy,  yaşamın anlamını ve Allah arayışını  bütün ömrü boyunca sürdürmüştür.  Öncelikle içinde yaşadığı toplumun  adaletsizliğini sorgulamış ve toprak köleliğine baş kaldırmıştı. Sonra yaşadığı toplumun dinine ciddi eleştiriler getirmiştir.İsa, dünyaya tapınakları yıkmak için geldiğini tekrarlamıştı. İsa hahamların o düzmece giysilerinden nefret ederdi diyen Tolstoy  sürekli kiliseyi  hakikatten uzaklaşmakla suçluyordu.

 

Tolstoy  yaşamının son yıllarında Hindistanlı Abdullah El-Sühreverdi’nin Hz. Muhammed’in Hadisleri kitabını okuduktan sonra bu kitaptan derlediği Hadisleri, Hz. Muhammed’in Kuran-ı Kerim’e Girmeyen Hadisleri adıyla 1909 yılında kitap haline getirerek bastırdı.  Tolstoy’un seçtiği Hadislerin konularının  Fakirlik ve Eşitlik üzerine olması manidardır. Bu seçiciliğin hayatını  toplumda adalet ve eşitliğin sağlanması  uğruna adamış olan birinin aradığını bulması olarak değerlendirmek gerekir.  Valeriya Porohova,  daha ileri giderek Tolstoy’un ömrünün sonuna doğru müslüman olduğunu iddia etmiş ve mezarının üzerinde Hristiyanlığın sembolü olan  ‘Haç’ın olmamasını bunun bir açık delili olarak göstermiştir.

         

Elbette  bunun doğru olup olmadığını  Allah bilir ve din konusunda ki kişisel tercihi Tolstoy’un edebi kişiliğini tartışmaya açmaz.  Ama Tolstoy’un hayatının son dönemlerinde yazdığı Hacı Murat romanı dikkatli bir gözle okunduğunda, O’nun İslami ritüelleri ve ibadet şekillerini çok iyi bildiğini görmemek  ve Hacı Murat’a olan övgülerinin satır aralarında İslamiyet’e hayranlığını fark etmemek mümkün değildi.

 

Dünya Edebiyat Tarihinin en  önemli bölümünde yerini alan ve edebi şahsiyetinin yanı sıra, adalet ve eşitlik uğruna yazdıklarıyla insani değerlerin önemine dikkat çeken ölümsüz yazarın, Hz. Muhammed hakkında yazdıklarıyla yorumu okuyucuya bırakmak daha  doğru olacaktır: Muhammed  her zaman Evangelizmin üstüne çıkıyor. O insanı Allah saymıyor ve kendini de Allah’la bir tutmuyor.  Müslümanların  Allah’tan başka ilahları yoktur. Ve Muhammed onun peygamberidir. Burada hiçbir muamma ve sır yoktur.17.03.2007

                                                                                   .Mustafa Erim

 

                                                                          mustafaerimm@gmail.com

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Uysallar
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Blok 1
Arşiv Arama
- -
Blok 2
Anket
Blok 3.Reklam Alanı
Anamur Haber
© Copyright 2018 Gazi Soft. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Anamur Haber
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi