Mersin’de Yaşanan Toplumsal Hadiselerin Nedenleri ve Çözüm Önerileri


Bu makale 2015-05-27 10:58:44 eklenmiş ve 871 kez görüntülenmiştir.
DR. MUSTAFA ERİM

 

  

Mersin’de son yıllarda yaşanan ve ülke gündemini meşgul eden olaylara, Doğu ve Güneydoğu’dan gelen göç dalgasının neden olduğu bilinen bir gerçektir.

 Oysa Mersin tarihi incelendiğinde, 1830’lu yıllarda 1.000 nüfuslu bir köy olan Mersin’in, 30-40 yıl içinde 50.000 nüfuslu bir ticaret kenti olmasının ana saikinin yine göç olduğu görülecektir.

 Mersin’i doğru okuyabilmek için, kentin oluşumunun tarihsel sürecine ve toplumsal yapısına (etnik ve dinsel) bakmak gerekmektedir.

 1836 1.000 nüfuslu Mersinoğlu köyü

 

1852 Bucak (Tarsus’a bağlı )

 

1855 Çukurova’nın başlıca iskelesi

 

1864 Adana’ya bağlı ilçe merkezi

 

1879 Ticaret Odasının kurulması

 

1886 Adana-Mersin tren hattının tamamlanması

 

1888 Sancak Merkezi

 

1888 Ziraat, Selanik ve Osmanlı Bankalarının Şubelerinin açılması

 

1894 Mutasarrıflık Merkezi

 

1896 Başta İngiltere ve Fransa olmak üzere 12 Avrupa ülkesinin Mersin’de konsolosluk açması

 

Dünyanın çeşitli yerlerinde meydana gelen birbirinden bağımsız olaylar, Mersinoğlu köyünün, Mersin Kenti olmasına neden olmuştur.

 

1832' de bölgeyi ele geçiren Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu  İbrahim Paşa, 8 yıl bölgeyi bağımsız bir eyalet olarak idare etti. Tarım alanlarını ekmek için Suriye, Lübnan ve Mısır’dan fellahlar yani tarım tekniğini bilen çiftçiler getirtti.

 

1839 yılında Tanzimat Fermanın ilanı ile Gayri Müslim azınlıkların Osmanlı topraklarında ticari imtiyazlara kavuşmaları, Mersin’in geleceğinin şekillenmesinde en önemli gelişme oldu. Rumlar başta olmak üzere, Maruni Arap Hıristiyanlar, Ortodoks Araplar, Latin Katolikler, Yahudiler, Mersin’e gelip yerleşmeye başladılar.

 

1854 yılında patlak veren Kırım savaşı sırasında, İtalyan Piyemento hükümeti, Osmanlı yönetimine yardım etti. Padişah bunu karşılık Mersin’de ticaret yapmaları için İtalyanlara imtiyaz tanıdı. 1855’den sonra İtalyan Levantenler Mersin’e geldiler.

 

1859 yılında yapımına başlanan Süveyş Kanalında kullanılan sedir ağaçları, Torosların eteklerinden kesilip, Mersin iskelesinden gemilerle taşındı. Sedir ağaçların kesilip, tomruk haline getirilmesi, iskeleye taşınması ve gemilere yüklenmesi çok büyük bir işgücünü ortaya çıkardı.

 

Başta Tarsus, Adana, Silifke gibi civar il ve kazalardan olmak üzere, dağ köylerinden binlerce insan buralarda çalıştı. Dağ köylerinin yavaş yavaş sahile inmeleri bu yıllarda oldu.

 

1860’lı yıllarda Lübnan meydana gelen karışıklıklar nedeniyle, pek çok Maruni aile Mersin’e gelip yerleşti. 1889 yılında Girit’ten 70 aile bugünkü İhsaniye Mahallesine yerleşti.

 

1861 yılında Amerikan İç savaşı başladı. Avrupa pamuk ticareti İngilizlerin  elindeydi. İç savaş nedeniyle Amerika’da pamuk ekimi daraldı ve dünyanın çeşitli bölgelerinde pamuk ekim alanları arayışı başladı.  Çukurova ovanın iklim ve toprak yapısı açısından pamuk ekimine son derece elverişli olması nedeniyle bu bölgelerde pamuk ekimleri başladı. Üretilen malların işlenmesi ve dış dünyaya ulaştırılmasında Mersin İskelesi kullanıldı. Üretilen ürünlerin limana rahat ulaşması için Adana –Mersin arasına 1886 yılında tren yolu yapılır.

 

Suriyeli çiftçi (Fellah) Nusayri Araplar, Lübnanlı Maruniler, Ortodoks Araplar, Lazkiye’li Sünni  Araplar, Gayri Müslimlere sağlanan ticari imtiyazlar nedeniyle İtalyan Levantenler, İngiliz ve Fransız bankacılar, Kıbrıslı Türkler, mübadele yasası nedeniyle Giritli Türkler, Orta Anadolu,

Tarsus ve Toroslar’dan  pek çok insan, bu dönemde Mersin’e yerleştiler ve Mersin'i farklı kültürler kenti yaptılar.

 

Kısa sürede liman çevresinde kentleşme başladı. Tarım konusunda ustalıklarıyla bilinen ve Kavalalı İbrahim Paşa tarafından bölgeye getirilen Suriyeli çiftçi (Fellah)Araplar, tekne nakliyesiyle uğraşan Lübnanlı Maruniler, Tanzimat Fermanıyla Gayri Müslimlere sağlanan

imtiyazlar nedeniyle İtalyan Levantenler, Rumlarla yaşanan gerginlik nedeniyle Kıbrıslı ve Giritli Türkler Mersin’e yerleştiler.

 

1890’lı yılların sonunda Mersin artık bir köyden bir ticaret başkentine dönüşmüştür. Selanik, Osmanlı ve Ziraat Bankalarının şubeleri açılır, başta Fransa ve İngiltere olmak üzere tam 12 Avrupa ülkesi Mersin’de konsolosluk açarlar. Mersin altın çağını yaşamaya başlamıştır.

 

1900’lü yılların başlarında Ortodoks, Katolik ve Marunilere ait 3 kilise, bir Havra ve 3 cami faaliyete geçti. Farklı etnik kökenlere ve farklı dinlere mensup insanlar, bu coğrafyanın inanç ve kültür mirasında varolan hoşgörüyü en güzel biçimde sergilediler. Mersin; Dünya’da başkaca

örneği olmayan, Hıristiyan ve Müslümanların ortak olarak kullandıkları, Şehir Mezarlığına sahip oldu.

 

19. yüzyılın sonlarında Lübnan Marunileri, Halep Ortadoks Arapları, Lazkiye Sünni Arapları, Katolik İtalyan Levantenleri, Yahudiler, Kıbrıs ve Girit Türkleri , Tarsus ve Torosların yaylalarından gelen Yörüklerin göçleriyle büyüyen,gelişen ve hoşgörü iklimini soluyan Mersin, neden 20. yüzyılın sonlarında, Doğu ve Güneydoğudan gelen göçlerle savruldu, ideolojik ve etnik farklılıklar, tahammülsüzlüklere yol açtı.

 

1980’li yıllarda Doğu ve Güneydoğu’da yaşanan terör olayları, ülkenin her tarafına göç dalgaları başlattı. Ilıman iklimi, sebze ve narenciye deposu olma gibi özellikleri, gelir seviyesi en düşük olan kesimlerin Mersin’e göç etmesinde önemli etken oldu.

 

Ülkede yaşanan sıcak çatışmalar ve ortaya çıkan ekonomik krizlere rağmen, Merkezi Yönetim gerekli tedbirleri almadı. Buna yerel yöneticilerin basiretsizliği eklenince, kentte tam bir kaos yaşandı.

 

Mersin’i Sosyal patlamanın eşiğine getiren sorunlar:

 

1.Hızla büyüyen kentte, imar planları ihmal edilmiş, yeni yerleşim bölgeleri planlanmamıştır. Kente göç eden insanlar 21.yüzyılın eşiğinde, bir liman kentinde, plansız yapılaşmalar sonucu,  kenar mahallelerde adeta gettolaşan bir yapılaşma örneği sergilemişlerdir.

 

2.Hızla artan nüfus, ortak bir kent kültürü içinde eritilememiş ve entegrasyon için hiçbir çaba sarf edilmemiştir. Kente karşı aidiyet duygusuna sahip olmayan kesimler, kentte işlenen siyasi ve adi suçların büyük oranını teşkil etmektedirler.

 

3. Kişi başına yıllık geliri 40.000 dolar olan mahallelerle, yıllık geliri 500 dolar olan insanlardan oluşan mahalleler arasında, sosyal yardımlaşmayı besleyen ortak bir kültür ve ortak bir inanç

geliştirilemediği için, öfke ve kin duyguları sürekli tazelenmekte ve hadisenin kaynağı etnik köken farklılığında aranmaktadır.

 

4.Göçle oluşan mahallelerden, her gün kente dağılan sokak çocukları, suç işleyemeye temayüllü hale gelmektedir.

 

5. Bunca olumsuzluklar, pusuda bekleyen terör örgütü için bulunmaz bir fırsat olmuştur ve bu mahalleler adeta terör örgütünün barınma merkezi olmuştur. Doğu’da patlayan her silah ve akan her kan, Mersin’de yankısını bulmaktadır.

 

6.Bu mahallelerde okuma yazma oranı,Türkiye ortalamasının çok altındadır. Kız çocuklarının okula gitme oranı ise, oldukça düşüktür. Bu mahallelerde yaşayıp yılda birkaç kez de olsa kent merkezine inmeyen hatta denizi görmemiş olan insanların varlığı maalesef bir gerçektir.

 

Acilen yapılması gerekenler:

 

1. Mersin’de sağlıksız yapılaşmanın kötü örneği olan bu mahalleler, kentsel dönüşüm projeleriyle yeniden ele alınmalıdır, ya da TOKİ’nin yapacağı sosyal konutlara taşınmak suretiyle boşaltılmalıdır. İlk etapta yapılacak olan 30 ila 40 bin konuta; farklı bölgelerden gelen aileler

yerleştirilmelidir. Bu yeni yerleşim alanları, kentle entegrasyonu sağlayacak, bu insanların kente aidiyet duygularını pekiştirecektir. Ayrıca beton kent haline gelen Mersin’in, azda olsa soluk

almasını sağlayacaktır.

 

Mersin’de 1980’li yıllarda yapılan ve ülkenin farklı bölgelerinden gelen vatandaşlarımızın ikamet ettiği Güneykent ve Halkkent sosyal konutlarında toplumsal olayların yaşanmamasının ve suç oranının düşük olmasının altında, bu sosyal gerçek vardır.

 

2.Sokak çocukları için kurulacak olan Rehabilitasyon Merkezi, yarının büyükleri olacak olan bu çocukları, eğitime yöneltecek, potansiyel suçlu konumundan kurtaracaktır.

 

3.Çocukların (özellikle kız çocuklarının) okula gitmesi sağlanmalı ve eğitim için gerekli katkılar, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları organize edilerek sağlanmalıdır.

 

4.Yapılacak olan sosyal konutlar ciddi bir istihdam kaynağı sağlayacaktır. Suç işleme oranı düşecektir.

 

5.Bu kentin kurulmasına neden olan Mersin Limanı, şu anda kapasitesinin %25 ile çalışmaktadır.

 

Ortadoğu, Kafkaslar ve Doğu Asya’ya transfer merkezi olan Mersin Limanı, hinterlandıyla Bir Milyar insana hitap etmektedir. Özelleştirme ile gelecek vadeden liman, sağlanacak olan vergi muafiyetiyle Dünya ticaretinin merkezi olmaya aday olacaktır. Bunun yanında tahmil ve tahliye işleri yeni istihdam imkanları sağlayacaktır.

 

6.Ülkemizdeki nakliye sektörünün 1/3’üne sahip olan Mersin, limanın aktivitesinin artması sonucu, tır ve kamyon garajı olan görüntüsünden kurtulacaktır.

 

7.Ülkemizde yetişen narenciyenin %30’unu tek başına yetiştiren Mersin tarım üreticileri, tarım ürünlerine verilen teşvikten mahrum kalmanın bedelini çok ağır ödemektedirler. Verilecek teşvik narenciye ihracatına, hız verecektir.

 

8. Büyük umutlar vadeden ve Mersin’e göç dalgasına neden olan Serbest Bölge,gerekli yasal düzenlemeler sonucu, Mersin için bir diğer önemli bir istihdam kaynağı olacaktır.

 

9.Helenistik çağ, Hitit, Roma, Bizans, Karamanoğulları ve Osmanlı dönemi eserlerine sahip olan ve içinde adeta gizli bir hazine barındıran Mersin, bu eserlerinin onarılmaması sonucu tarihini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Türkiye’de Vakıf eserlerinin ayağa kaldırılması hamlesini başlatan ve oldukça başarılı olan Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Kültür ve Turizm Bakanlığından hak ettiği önemi görememektedir.

 

10.Yerel yöneticilerin sahildeki imar haklarını adil olmayan ölçülerde yükseltmeleri sonucu,60 km sahil şeridi Çin Seddi’ne dönen Mersin, buna rağmen Türkiye’nin en büyük sahil şeridine sahip olmanın avantajıyla, Turizm’de 2. Antalya olmaya aday bir kenttir.

 

11. Büyük umutlarla beklediğimiz fakat şimdilerde gerçekleşebilirliği konusunda bizi ümitsizliğe sevkeden Uluslararası Çukurova Havalanı ve Kazanlı-Seyhan Hattının hayata geçirmesiyle, Mersin; 21. yüzyıla, istihdam sorunları azalan, göçleri sorun olmaktan avantaj olma noktasına getiren, milletimizin köklerinde var olan hoşgörüyle yaşayan, Batı’ya dönük yüzüyle Avrupa Birliğine en çabuk uyum sağlayan bir kent olarak girecektir.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Manşet yanı
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Blok 1
Arşiv Arama
- -
Blok 2
Anket
Blok 3.Reklam Alanı
Anamur Haber
© Copyright 2018 Gazi Soft. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Anamur Haber
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi