Yine Şehitlerimiz var, Yeni Şehitlerimiz var...


Bu makale 2017-06-05 10:27:09 eklenmiş ve 199 kez görüntülenmiştir.
GAZİ MERT- EĞİTİMCİ

Şırnak'ın Uludere ilçesi Şenoba beldesindeki Jandarma Komando Tugay Komutanlığı'ndan birlikleri denetlemek için kalktığı öğrenilen TSK'ya ait AS 532 Cougar tipi helikopter yaklaşık 3 dakika sonra yüksek gerilim hattına takılarak düştü. 
 

Kazada bölücü terör örgütü PKK'ya ağır darbe indirilen Kato Dağı'ndaki son yılların en büyük operasyonu da yöneten 23. Sınır Tümen Komutanı Tümgeneral Aydoğan Aydın ile 2 albay, bir yarbay, bir binbaşı, 3 yüzbaşı, bir üsteğmen 2 başçavuş ve 2 uzman çavuş şehit oldu.
Aynı gün 3 şehidimiz daha vardı…
 

Şehitlerimizle ilgili cenaze törenleri yüreklerimizi yakmaya devam ediyor.
 

Şehit cenazelerinde cenaze törenine katılan on binlerin gözyaşları arasında söylenen ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ sloganı hemen hemen her gün Türkiye’mizin değişik il ve ilçelerinde gözyaşları arasında söylenmeye devam ediyor...
 

Tıpkı kuzeyden güneye, doğudan batıya ülkemizin dört bir yanında yapılmakta olan KINALI KUZULARIMIZIN, ANA KUZULARIMIZIN cenaze törenlerinde olduğu gibi...
 

Gencecik fidanlarımızı bilmem ki daha ne zamana kadar bu sloganla uğurlamaya devam edeceğiz?
Türk milleti olarak bugünlere kolay gelmedik.
 

Önceki yazılarımda belirttiğim gibi; Bir su matarasına, bir kundura bağına, bir tüfek kayışına, bir lokma ekmeğe, bir silah mermisine muhtaç günlerden geldik.
Bizim gibi toplu bir İstiklal Savaşı vermiş milletlerin sayısı çok değildir.
 

O savaşları yaşamış, cephede kanını, kolunu, bacağını bırakmış insanlarımızdan bir kısmı hala aramızda yaşıyorlar.
Son yüzyılda dünya bir Balkan, iki dünya savaşı yaşadı. İlk dünya savaşında 10 milyon insan can verdi.
Kaybolanların sayısı 15 milyon…
 

Her üç savaş da ya topraklarımız üzerinde veya çevremizde yapıldı.
Bugünkü nesiller, o günleri yaşamış insanların hatıralarını dinleyerek büyüdüler.
Haçlının, Rus’un, Yunan’ın günah izleri; Taşımızdan-toprağımızdan henüz silinmedi.
 

Hal böyleyken; Acaba bu acı günlerden alınacak ibret dersi son yıllarda nasıl unutuldu?
İstiklal için savaş vermiş, savaş kazanmış bir milletin çocukları devletine nasıl başkaldırıyor?..
Karakollara, okullara, devlet kuruluşlarına nasıl baskın düzenleyebiliyor?
Polisi, jandarmayı nasıl arkadan vurabiliyorlar?
Masum çocuklar, hamile kadınlar nasıl kurşuna diziliyor?
Henüz uzak olmayan bir tarihte düşman çizmesi altından kurtarılan vatanda insanlarımız nasıl birbirine düşürüldü?
 

Millet olarak toparlanmaya, asgari müşterekte birleşmeye, birlik ve beraberlik içinde yaşamaya muhtacız.
Doğu-batı, kuzey-güney, yaşlı-genç, okuyan-okumayan, işçi-patron, amir-memur, asker-sivil demeden toplu bir bütünleşme, birlik-beraberlik hamlesi başlatmalıyız. Ülkemiz ekonomik eğitim seferberliği paketleri yanında birlik-beraberlik paketine de muhtaçtır.
Durumumuz "Boş ver" anlayışına uygun değildir.
 

Yüzyıllarca "Nizam-ı âlem"i temsil ettik.
Millet olma tecrübemiz hiçbir millette yok...
 

Tarihin en güçlü ordularını, dünyanın en büyük imparatorluklarını kurduk.
Yeraltı-yerüstü zenginliklerimiz, tarihi, stratejik, demokratik imkânlarımız düşmanlarımızı kıskandıracak kadar güçlü…
Bu imkânları hakkıyla değerlendirebilirsek hem bölge, hem dünya barışına yön verecek ışıklı, pırıltılı bir ülke olabiliriz.
 

Komünizmin çöküşüyle birlikte bu bölgede kurulan Türk devletleri bizim liderliğimizi bekliyor.
O halde neden bir ve bütün değiliz?
Bazı İnsanlarımız niçin devlete karşı gelme yolunu seçiyor?
Kuzeyden, batıdan, güneyden, doğudan tam bir ateş çemberi içerisindeyiz!
 

Rusya’nın dağılmasına rağmen kuzeyimiz yine Demirperde…
Batı komşumuz bir Türk düşmanlığı cezbesinde...
 

Ayakları henüz yere basmayan güney ve doğu komşularımız kardeş kavgasında...
Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim’de;
 

"Birbirinizle ihtilafa düşerek çekişip durmayın. Aksi halde başarısızlığa düşersiniz. Gücünüz, kuvvetiniz kaybolup gider...". buyuruyor.
Yine başka bir Ayet-i Kerimede:
 

"İnanmayanlar bile birbirlerinin yardımcılarıdırlar. Şayet siz böyle yapmazsanız, yeryüzünde büyük bir fitne ve kargaşa ortaya çıkar." buyrulmaktadır.
Peygamber Efendimiz, Veda Hutbesi’nde:
 

"Sakın benden sonra ihtilafa düşüp, birbirinizin boynunu vurmayınız" buyurmaktadır.
Ayet ve hadislerdeki ikazlar bizi derin-derin düşündürmelidir.
Aksi takdirde bu ikazların muhatap ve mahkumu oluruz.
 

Dünya yürüyor...
Yürüyen, ilerleyen dünyada durmak, çağın ve ihtiyaçların gerisinde kalmaktır.
İslam dini fitneyi yasaklamış bir dindir.
 

Bir tarafta şehitlerimiz, diğer yanda TBMMeclisinin çatısı altında kavga…
Bizi birbirimizle kavgaya götürecek hiçbir problemimiz yoktur.
Menfaatimiz kavgada değil, birbirimizi sevmededir.
Bölüşemediğimiz nedir?
 

Yüzümüzü ağartan bir sevgi ve kucaklaşma ile yokluğun üzerine yürümek varken, kavga etmek nedendir?
ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ sloganının sıkça söylenmeye başlandığı şu günlerde bu soruları herkes birbirine sormalıdır.
 

Hoşça kalınız.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Uysallar
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Blok 1
Arşiv Arama
- -
Blok 2
Anket
Blok 3.Reklam Alanı
Anamur Haber
© Copyright 2018 Gazi Soft. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Anamur Haber
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi