Eğitim Öğretim Yılının Sona Ermesi; İslamda Öğrenme, İnceleme, Araştırma…


Bu makale 2017-06-23 13:38:10 eklenmiş ve 180 kez görüntülenmiştir.
GAZİ MERT- EĞİTİMCİ

2017 Ramazan ayı her yıla oranla daha da kendini hissettirmektedir.
Ramazan ayı başta Cumhurbaşkanı, Genelkurmay başkanı, Başbakan, Kuvvet komutanları, Bakanlar, Milletvekilleri olmak üzere Diyanet’in, bürokratların, sivil kitle örgütlerinin, amirin, memurun, askerin, esnaf ve sanatkarların, şehirde ve köyde yaşayan vatandaşlarımızın, öğretmenlerin, öğrencilerin… en çok etkilendiği bir aydır…
Bu ay aynı zamanda Kur’an ayıdır…
Kur’anın ilk emri OKU şeklindedir…
Oku, öğren, bilgi sahibi ol, incele, araştır…
İslam dini öğrenmeye, inceleme ve araştırmaya çok büyük önem vermiştir.
Yeryüzündeki hiç bir sistem, hiç bir ideoloji, hiçbir din İslam dini kadar okumaya, öğrenmeyi ve ilme önem vermemiştir.
İslam’ın en büyük düşmanı cehalettir.
İslam dini cehalete karşı savaş açmıştır.
Kur’an-ı Kerimde pek çok Ayet-i Kerimede insanlığı cehalet ve zulmün karanlığından ancak ilmin kurtaracağı bildirilmiş ve şöyle buyrulmuştur: “ Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden olma.”
Şu söz de Peygamberimizin: “ İlim ( nafile olarak yapılan ) ibadetten daha hayırlıdır.”
İslam’ın ana kaynağı olan Kur’an-ı Kerim; okumayı, öğrenmeyi, öğretmeyi teşvik eden ayetlerle doludur. İlk ayet “oku” emridir.
Zümer suresinin 9’uncu ayetinde: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”
Nahl suresinin 43’üncü ayetinde: “Eğer bilmiyorsanız bilenlere sorun” buyrulmaktadır.
Kur’an-ı Kerim hem eğitim vasıtasıdır hem de eğitimin özüdür.
Kur’an-ı Kerim; Okumak anlamına gelmektedir.
Peygamberin görevi de öğretmektir.
Öğretmek: Kur’an-ı Kerimde insanlarımızı bedenen, ruhen, zihnen, duygu ve ahlak açısından iyiye yöneltmek, onları her türlü kötülükten arındırmak olarak açıklanmıştır.
İslamiyet’ten önce Araplar Çöl’de yaşıyorlardı. Ancak çöl hayatının getirdiklerini biliyorlardı. Bildikleri at, silah, deve, gibi savaş vasıtaları ve çeşitli tarihi bilgilerdi. Böyle bilgisiz ve cahil bir topluma gönderilen peygamberimizin görevi onları eğitmekti.
Peygamberimiz: “Allah beni bir muallim (Öğretmen) olarak gönderdi” buyurmaktadır.
Bakara suresinin 129. ayetinde Peygamberin görevinin öğretim işi olduğu vurgulanmaktadır. Bu öğretim hem manevi hem maddi alandadır.
Okuma yazma bilmeyen bir Peygambere ilk gelen vahyin okuma ve yazmayı emretmesi çok anlamlıdır.
“Oku” emriyle başlayan ilim ve kültür hareketleri hicretten sonra hızlı ilerlemiş, yazı sanatı yayılmış, “Evlerde”, “Mescitlerde”, “Suffe”lerde ilmi çalışmalar yoğunlaşmıştı.
2017'li yılların içinde olduğumuz şu günlerde gerçekten dünyada ilim alanında büyük gelişmeler gözlenmektedir. Bu gelişmelerde İslam bilginlerinin rolü çok büyüktür.
Denilebilir ki; Bugün yapılmakta olan icat ve keşifler Müslüman bilginlerinin ortaya koyduğu bilgilerden esinlenerek yapılmaktadır.
İlim alanında özellikle Uzay yarışında milletimizin Amerika ve Rusya gibi ülkelerden geride kalması gerçekten üzücü ve düşündürücüdür.
Türk milleti olarak şu anda bulunmamız gereken yerden çok-çok gerilerdeyiz. Temennimiz uzay yarışında olduğu gibi her türlü ekonomik ve kültürel gelişmelerde Yüce Türk milletinin tüm dünya ülkelerinin önünde olmasıdır.
Atalarımız bunu başarmışlardı. 
Füzeciliğin atası Lagari Hasan Çelebi adında bir Müslüman Türk’tür.
Dünyada ilk defa uçan, Hezarfen Ahmet Çelebi adında bir Müslüman Türk bilginidir. Uçma tasarısını ilk defa gerçekleştiren Ahmet Çelebi aynı zamanda dünya planörcülüğünün de ilk öncüsüdür.
Füzeyle ilk uçan Türk lakabını alan Lagari Hasan Çelebi, 1633 yılında 50 okkalık barut macunu ile dolu yedi kollu bir fişeğe binerek ateşletmiş ve füzenin barutu bitince, füzeye yerleştirdiği kanatları açarak denize inmiştir.
Hezarfen Ahmet Çelebi de 1636 yılında Galata Kulesi’ne çıkmış ve kendini rüzgâra bırakarak lodosun da yardımıyla İstanbul Boğazından geçmiş ve Üsküdar’daki Doğancılara inmiştir. Vücuduna taktığı kanatlarla bu uçuşu başaran Hezarfen Ahmet Çelebi’nin bu başarısı adının havacılık tarihine altın harflerle yazılmasını sağlamıştır.
Rüzgârın esme şeklini dikkate alması nedeniyle de onun yaptığı bu uçuş denemesinin aynı zamanda planörcülere de örnek olduğu söylenebilir.
Rusya ve Amerika’nın adı bile yokken, atalarımızın yaptığı bu denemeler devam etseydi, şu anda belki de uzayda Türk yapımı araçlar yarışacaktı.
Bir el, karanlık bir el üzerimizden atıldığı anda, belki de bu yarışta biz de var olacağız.
Önemli olan üzerimize kabus gibi çöken bu karanlık eli teşhis etmek ve Türk – İslam sentezini hükümran kılmaktır.
İslamiyet hiçbir zaman yeni icat ve keşiflerin karşısında değildir.
Bilakis İslam bilginlerinin idari, iktisadi, İçtimai, siyasi, ilmi, askeri konularda yazdığı eserler Avrupa Üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulmuştur.
İslam dini ilme, öğrenmeye, inceleme ve araştırmaya daima önem vermiştir.
Hoşça kalınız.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Uysallar
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Blok 1
Arşiv Arama
- -
Blok 2
Anket
Blok 3.Reklam Alanı
Anamur Haber
© Copyright 2018 Gazi Soft. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Anamur Haber
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi