YALANA DEVAM EDİN!


Bu makale 2020-05-30 12:14:16 eklenmiş ve 1094 kez görüntülenmiştir.
İsmail ŞİMŞEK

 

27 Mayıs 1960 darbesi  bu milletin sırtına vurulmuş hançer misali toplumsal hafızasında büyük travmalar yaşattı. Bu gün  varlığını bu millete feda etmiş üç değerini; başvekil Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ı  bu alçak darbenin 60.yıldönümünde rahmet ve minnetle anıyoruz.

 

Bu günlerde benzer imalarla sosyolojik zemini enfekte etme adına bazı çağrışımların yapıldığına tanıklık ediyoruz.

 

Bazı kesimler iktidardan umudunu büsbütün kesmiş olmalı ki artık dur durak bilmeden bu yollara heves edip, bir darbeden umutla iktidar rüyalarına yatarken her fırsatta darbe çığırtkanlığı yapıyor. Hakikaten acınacak çolpa veya sakat bir  durumu ortaya koyuyor bu çırpınışlar...

 

Bu gün bu kesimler bir vokal şeklinde darbe  imalarını dillendirmeleri belli şeyleri  gerçekmiş gibi ortalığa saçarak umutsuz bir umudu kovalamalarına sürekli bir çaresizlik bir, ‘’ majör depresyon’’ belirtileri desek yanılmış olmayız.

 

Oysa darbeler tarihine bakarsak bunun domino etkisiyle bir süreçeler bütünü olduğunu görürüz. 

 

Buradan şuraya geleceğim.  Bu gün mevcut iktidar özellikle  Cumhurbaşkanı Erdoğan darbe veya muhtıra geleneğinin neredeyse gelmiş geçmiş tüm iktidarlara uygulanan yöntemlerin hepsine birden maruz kaldığını hepimiz biliyoruz.

 

Darbeler sürecine baktığımız zaman şu  planlamaların adım adım uygulandığını görürüz:

 

- Öncelikle, iktidarların hukuki ve siyasi meşruiyeti tartışmalı hale getirilir; bu durum altlık olarak parti ve hükmi şahsiyeti sorgulanır, ardından siyasal güdümlemelerle siyasi krizlerin varlığı öne sürülerek iktidarın bunun üstesinden gelemediği lanse edilir.

 

İkinci aşama,   bu tezlerle  sokak  gösterileri ve sokak eylemleri ile  sosyolojinin fay hatları  harekete geçirilir. Toplumsal düzenin yerini kaosa bıraktığı izlenimi uyandırılmaya çalışılır.

 

Üçüncü aşama,  psikolojik harekât ve karalama kampanyalarıyla siyasal gücün sosyolojik  gücü kırılmaya, bir yerlerden finansal krizler pompalanarak toplumda infial oluşturulmaya   çalışılır.

 

Dördüncü aşama,  sosyal medya kışkırtmaları ile  insanların yaşam alanlarına dokunan  sabote eylemlerle iktidar aciz bırakılmaya çalışılarak  toplumsal infialler uyandırılmaya çalışılır. Dolayısıyla iktidarın otoritesi yıpratılarak  demokratik  sistem çökertilmek istenir.

 

Son aşama, 1980 öncesinde olduğu gibi siyasal  cinayetler ve  terör eylemleri  belli yerlerden azdırılarak toplum tahrik edilir milli güvenliğin  ve kamu gücünün kaybolduğu algısı  pompalanır.

 

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de darbe sürecine giden yol bu ve benzeri taşlarla döşenmiş , darbeler bu şekilde hayata geçirilmeye çalışılmıştır.

 

Son zamanlarda ilk dört aşama güdümleme anket şirketleriyle siyasi desteğin yüzde 35’lere düştüğü zannı ile iktidarı meşruiyet sorunu tartışması içine çekme çabası bir dizayn kurgusu formüle edilmeye çalışılmaktadır.

 

Mesela, dolar manipülasyonları ekonomik çöküntü ve toplumsal infial görüntüsü verme çabası bu kaos zeminini oluşturma gayretidir.

 

Aslında bir süredir görünen husus, AK Parti ve Erdoğan’dan rahatsız olan küresel güçlerin Türkiye’de dönemsel olarak kullandığı ve birbiriyle rekabet eden piyonlarını harekete geçirme çabaları, sosyolojinin fay hatlarını kurcalama girişimleri  bunun içindir.

 

Bu odakların iktidar ve sistem değişikliği arzusu hararetli bir şekilde kendisini hissettirmektedir.

 

Genel seçimlerden sonuç olma ve seçimleri bekleme tahammülü kalmayan bazı ‘’üniformalı politikacıların’’ ;  bazı  yapıları tahrik ederken bir şekilde iktidarı devirmek istemektedirler.

 

Bu günlerde  iktidara dönük  manipülasyon çabaları  iktidarın zafiyet yaşadığı, meşruiyetini yitirdiği zannını oluşturma çabası bunun işaretidir.

 

İnsanımızın feraseti ve demokratik teamüllere olan inancı  darbe mekanizmasının attığı adımları  hemen deşifre edilme yeteneği kazanması ve anında  etkisizleştirilme refleksi  en büyük kazanımımız olması yönüyle önemli bir durumdur.

 

Misal, Hitler’in sağ kolu ve propaganda bakanı Joseph Goebbels’in,   ‘’Yalan söyleyin, mutlaka inanan çıkacaktır. Olmazsa, siz yalana devam edin”  sözü sürekli hale gelen yalanın propaganda olarak  kitleleri nasıl harekete geçirdiği düşünüldüğünde bazı siyasal merkezlerin ve yan kuruluşlarının  ‘’iktidara aşerme’’ çabaları ile yalana sarılması ahlaksızda olsa amaca giden her yol mübahtır anlayışı  üzerinde düşünülmesi gerekir.

 

Bu gün  iktidar umudunu artık terk eden kesimlerin bu gün tek çıkar yol olarak artık yalanı ve   kaosu körükleyerek  toplumsal zemini  enfekte gayreti, manidardır.

Oysa iktidar iklimine sırılsıklam aşık bu militarist aklın;  tarih yetimi olmayan bu milletin genetiğini, toplumsal ritüellerini bir kavrayabilse, bu millet için siyaset üstü davranıp kolektif akılla  devleti ve milleti için çalıştığı görüntüsünü bir verebilse, terörle bu toplumun temelini dinamitleme gayreti olan iç işgal heveslisi iç uzantılara uzak olduğu hissini bir yansıtabilse, amalarla fakatlarla düşünmeden 27 Mayıs’ı açık yüreklilikle bir lanetleyebilse toplum bunu görürken kendi içinde bulundukları  iktidarı elde edememe sürekli umutsuzluk ve çaresizlik haline yönelik bu majör depresyon halinin tedavi edilebilir hale evrildiğini  kendileri de görecektir.

 

Siyasetin ve siyasetçinin  MR’ını çeken bu kadim millet;  kendisine yapılan yanlışı veya doğruyu hiçbir zaman teğet geçmez.  

 

 

 


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anamur Haber , Son Dakika Anamur Haberleri
© Copyright 2020 Anamur Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Anamur Haber
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi