Türk Siyasetinde “Tek Parti ve Koalisyon” Kısır Döngüsü


Bu makale 2015-06-16 09:53:45 eklenmiş ve 762 kez görüntülenmiştir.
İBRAHİM ERDAL

Türk Siyasetinde “Tek Parti ve Koalisyon” Kısır Döngüsü

 

1908 yılında kısmen de olsa örgütlenerek başladığımız oy verme alışkanlığımız bugünlere kadar maalesef değişmeden gelmiştir.

Türk siyasi geleneğinde örgütlenme veya muhalif olma geleneği kişilere endeksli bir yapıya oturduğu için tek parti iktidarı da otomatik olarak lidere endeksli olmuştur.

II. Abdulhamit’e muhalif olanların etkisinin güçlü bir şekilde hissedildiği İttihat ve Terakki ile onlara muhalif olan liberal, sosyalist, muhafazakâr ve diğerlerinin bir araya geldiği Hürriyet ve İtilaf fırkaları siyasi geleneğimizin temelini kurmuştur.

Maalesef bu gelenekten dolayı muhalefet anlayışı projeye, ideolojiye değil genellikle kişiye veya lidere karşı olmuştur. Atatürk dönemi tek parti CHP döneminin en önemli muhalefet gerekçelerinden birisi yolsuzluklar üzerine olmuştur.

Partinin toplumun her alanında egemen olmaya başlaması üzerine güç zehirlenmesini fark eden Atatürk bir muhalefet partisinin kurularak CHP’yi denetlemesini istemiştir. Parlamenter demokrasilerde iktidarı hukuk çerçevesinde en iyi denetleyen mekanizma muhalefet partileridir. Ancak süreç içerisindeki muhalefet parti kurma konusundaki olumsuz gelişmeler özellikle İsmet İnönü döneminde yaşanan yolsuzluk vakaları, II. Dünya savaşının getirdiği yokluk ve sıkıntılar toplumda CHP’ye karşı bir muhalif siyasi parti ihtiyacını doğurmuş parti içindeki anlaşmazlıklar sonucunda 1946 yılında Demokrat parti doğmuştur.

Demokrat partiye halkın teveccüh etmesin en önemli sebebi tek parti CHP’nin ideolojik uygulamalarının getirdiği mağduriyet, yolsuzluklar ve ekonomik sıkıntıdır.

Adnan Menderes’in kişiliğinde olgunlaşan ve onunla başlayan Demokrat Parti sürecinde özellikle 1957 sonrasında yolsuzluk, tek parti iktidarının toplumun geneline uyguladığı baskı, kapatma ve güç zehirlenmesi 1960 darbesinin de iç gerekçelerinden olmuştur.

Menderes döneminde yapılan uygulamalar Tek parti CHP dönemine rahmet okutmuştur. Tek parti dönemlerinde yaşanan bu hastalıklı yapı 1960 1980 yılları arasında Türk siyasetinin uzlaşma ve örgütlenme geleneğinin gelişme sürecini de başlatmış ancak bu yeteneğinin gelişmesine zemin hazırlamamıştır.

Birbirlerine zıt görüşlere sahip partiler Bülent Ecevit’in CHP’si ve Necmettin Erbakan’ın MSP’si hükümet dahi kurabilmişlerdir. Ancak siyasi hayatımızda bu gibi hükümetler koalisyon ve uzlaşma kültürümüzü geliştirememiştir.

Toplum kendisini, uzun yıllar süren anarşi ve kargaşa ortamında sonra 1980 darbesinin getirdiği siyasi ortamda, Anavatan Partisinin tek parti dönemine bırakmıştır. ANAP da Turgut Özal’ın kişiliğinde olgunlaşan bir siyasi hareket olmuştur. Bu süreç de değişmez bir şekilde özellikle 1987 seçimleri sonrasında Türkiye’yi iktidar zehirlenmesini yoğun yaşandığı yıllara götürmüştür.

Yolsuzluk vakaları ve iktidarın gücünün bürokrasi üzerindeki egemenliği hissedilmiştir. 1990’lı yıllar artan terör olayları ile birlikte koalisyon döneminin de başlangıcı olmuştur. Ancak bu yıllar Türk siyasetinde yeni bir partinin etnik kimlik temeline dayalı bir faaliyetle doğuşuna tanıklık etmiştir. Her ne kadar 1960’lı yıllarda kurulan İşçi Partisi bu konuyu siyaseten dillendiren ilk parti olsa da HEP, DEP, HADEP ile başlayan süreç etnik temelli siyaset kültürümüze sokmuştur.

1990’lı yılların ekonomik zorlukları Mavi akım gibi devleti büyük zarara uğratan yolsuzluk vakaları, banka boşaltmalar ve uzlaşma kültürünün olmamasından kaynaklanan siyasi kısır çekişmeler toplumu tek parti iktidarına yönlendirmiş 2001 yılında kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi 2002 yılında yeni bir tek parti dönemini başlatmıştır.

Türk siyasi tarihi yine tekerrür etmiş bu siyasi hareket de lider etrafında oluşan ve olgunlaşan bir hareket olarak yaşamını sürdürmektedir. 13 yıllık iktidarı sonucunda yaşanan yolsuzluklar, bürokrasi üzerindeki baskı, dış politikadaki yanlışlar iç politikadaki yanlış adımlar tek parti iktidarının da güç zehirlenmesi denilen sürece girmesine sebep olmuştur.

Bugünkü siyasi kavgalara baktığımızda yaklaşık 100 yıllık seçim geleneğimizin hala bir örgütlenme bilincine sahip olmadığını, uzlaşma kültürünü geliştiremediğini ve en üzücü tarafı da siyasetin hala programlar etrafında değil lider karizması etrafında şekillendiğini görüyoruz.

Bu toplumsal anlayış Türk siyasetini; tek partinin diktatör yapısı ve yolsuzluğundan koalisyon hükümetlerine, Koalisyon hükümetlerinin, uzlaşma kültürüne sahip olmadıklarından dolayı, ortaya çıkardığı sosyo-ekonomik belirsizlikten tek parti dönemine geçiş gösteren bir döngüye sokmuştur.

Kişilere dayalı siyaset anlayışı bizleri bu döngüden çıkaramaz. Tek parti iktidarının yatırımlarını, kazanımlarını görmezden gelmek haksızlık olur ancak halkın endişesi memlekete yapılan yatırımlar değil bu yatırımlardan eşit pay alamamaktır. Eşit zengin olamamaktır, gelir dağılımının hakkaniyetli olmaması yanı adalet ve hukukun tecelli etmemesidir.

Bu sıkıntıya çözüm olarak ortaya atılan başkanlık sistemi hukukun kişiye göre mi yoksa evrensel hukuk değerlerine göre mi işleyeceği endişesinden dolayı halktan destek görememektedir.

Geçmiş siyasi tecrübeleri yaşayarak gören halk şunu soruyor; Bugüne kadar hukukun iktidara tabi olduğu veya yoluna gittiği sistemden sonra başkanı denetleyecek bağımsız bir hukuk olabilecek mi? 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Uysallar
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Blok 1
Arşiv Arama
- -
Blok 2
Anket
Blok 3.Reklam Alanı
Anamur Haber
© Copyright 2018 Gazi Soft. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Anamur Haber
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi