MERSİN ŞEHİR MEZARLIKLARI


Bu makale 2015-06-23 23:13:53 eklenmiş ve 681 kez görüntülenmiştir.
DR. MUSTAFA ERİM

 

                   

              

 Mersin’de 1830’lu yıllardan itibaren başlayan yerleşim süreci, 1880’li yıllarda ivme kazanmış ve nüfus hızla artmaya başlamıştır.

 

 Kente yaşayan insanların ana unsurunu Müslümanların oluşturduğu dönemlerde, pek çok yer   mezarlık olarak kullanılmıştır. O dönem mezarlık olarak kullanılan ana bölge, Eskiden Hal olarak kullanılan ve bugün Akdeniz Belediyesinin hizmet binasının yapıldığı, metropol binasının kuzeyinde ki alandır.

 Bu durum 1930 yılına kadar devam etti.1930 yılından sonra şehir mezarlığı Mahmudiye Mahallesi’ne, bugünkü Endüstri Meslek Lisesinin bulunduğu yere taşındı. Burada ki mezarlığa bitişik,  bir duvarla ayrılmış ikinci bir mezarlık alanı daha mevcuttu. Bu ikinci alana, daha çok Alevi vatandaşlara ait cenazeler defnediliyordu.

1936 yılından itibaren bugünkü  Şehir mezarlığı hizmete girmesine rağmen, bu bölgede defin işlemleri 1940 yılına kadar devam etti. Bu alanda Sanat Okulu yapılınca, buranın mezarlık olma durumu sona erdi. 1936 yılına kadar kentte, mezarlık olarak kullanılan irili ufaklı alanlardan biride,  Müftü köprüsünün batısındaki yerdi. Burada,  çevre sakinlerinin kullandığı küçük bir mezarlık vardı.

 Liman ve Tren Yolunun yapılması ile hareketlenen kente, gayrimüslimlerin yerleşimi hızlandı. Ölümünde hayat sürecinin bir sonucu olması realitesi, gayrimüslimlerin  mezarlıklarını ortaya çıkardı.

Çakmak Caddesinde Beşyol kavşağının hemen ilerisinde , yolun batısında 

Katolik Cemaatine ait bir mezarlık mevcuttu. 1874 yılında Katolikler tarafından satın alınan kilise ve çevresindeki arazinin,  2471 metrekaresi Katolik mezarlığı olarak kullanıldı.Bu mezarlıkla kilise arasındaki yol (çakmak caddesi), o dönem açıldı ve bu yola Kapusien adı verildi.Bu mezarlık 1936 yılına kadar cemaat tarafından kullanılmıştır.

 Hastane Caddesinde Kuru Çeşme’nin doğusunda ise Ortodoks Hıristiyan cemaatine ait bir mezarlık mevcuttu.

 Yine Mersin’in işgali esnasında ölen Fransız askerlerinin gömüldüğü küçük bir mezarlıkta, Hastane Caddesinde bugünkü Deftardarlık binasının yakınlarındaydı. Buradaki  kalıntılar, daha sonra bir Fransız harp gemisiyle nakledildi.

 1935 yılında Belediye Başkanı Mithat Toroğlu bugünkü Şehir Mezarlığı'nın yerini  kamulaştırdı. Mezarlığın, şehir halkının bütününün, Müslüman ve gayrimüslim ayırımı yapılmaksızın kullanılması için, zamanın müftüsünden fetva aldı. Yeni Mezarlık için 400 dönüm arazi üzerinde gerekli düzenlemeler ve çalışmalar ayapıldıktan sonra, 1936 yılında Şehir Mezarlığı hizmete girmiş oldu. Şehir mezarlığı hizmete açılınca eski mezarlıkların kullanılması yasaklandı; isteyenlerin eski mezarlarını  buraya nakledebilecekleri bildirildi.

Önceleri mezarlığın ortasından geçen yolun doğusunda ki alan Müslümanlara, batısında ki alan ise, diğer din mensuplarına ayrıldı. Kent nüfusunun hızla artması ve gayrimüslim nüfusunun azalması sonucu, zamanla bu ayırım ortadan kalkarak tüm dinlerin mensupları için kullanılan,  karma bir mezarlık haline geldi.

 1950 yılında  şehir mezarlığı içinde, şehitlerin defnedildiği   "Şehitlik" bölümü de kuruldu.

 1950’li yıllarda Şehir  Mezarlığı'nda ki 72 bin mezarın yaklaşık 5 bini Hristiyan ve Musevi vatandaşlara aitti.

 Mersin Şehir Mezarlığı, 1998 yılında Kültür Bakanlığı tarafından "Taşınmaz Kültür Varlığı" olarak tescil edildi ve korumaya alındı.

 Dünyada benzerlerinin  ender örneğini  teşkil eden ,dinleri ne olursa olsun kent  halkının tümünü bağrına basan Mersin Şehir Mezarlığı, tahammülsüzlüğün, bağnazlığın  ve etnik ayırımcılığın etkin olduğu günümüz dünyasında, bu kentte yaşayanlara önemli mesajlar vermektedir.

Alevi-Sünni, Türk-Kürt-Arap, Laik ve Şeriatçı ayırımcılığının zaman zaman ön plana çıkartıldığı    bu kentte ,  hoşgörüyü temsil ettiği gerekçesiyle övünülen Şehir Mezarlığından, yaşayanların pek ders almadıkları bir gerçektir.

Yine dünyaca bilinen ve az sayıda ki benzer örneği nedeniyle pek çok yazıya , makaleye konu olan Mersin Şehir Mezarlığında yatanların sesine,  yaşayanlar  kulak vermemektedirler.  Çok dinli, çok kültürlü  ve farklı etnik kökene sahip olanların yıllarca bir arada yaşadıkları bu kent, bir arada yaşayabilme becerisini ancak ölürken mi gösterecektir

Farklı ibadet, ayin ve törenlerle, farklı dini mekanlardan ortak bir mezarlığa gömülenler, fani dünyadan Ahiret alemine uğurlananlar,  başlarına dikilen mezar taşlarıyla, göğe yükselen selvi dallarıyla, mekanlarına çöken derin ve ulvi sessizlikle  her an mesajlar vermektedirler.Yaşayanlara düşen görev ise bu mesajları alabilmektir. Bu  mesajlara kulak verenler, onların söylediklerini mutlaka duyacaklardır.


..

 

                                                                         Mustafa ERİM

mustafaerim@gmail.com


 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Uysallar
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Blok 1
Arşiv Arama
- -
Blok 2
Anket
Blok 3.Reklam Alanı
Anamur Haber
© Copyright 2018 Gazi Soft. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Anamur Haber
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi