Serdar ERKAN
Serdar ERKAN
Advert

HA DOMUZ HA..!

19-07-2021 19:40 449 kez okundu.

 

Geçtiğimiz günlerde Arslanköy’de buğday ekinlerime domuz girmesi nedeniyle yayınladığım fotoğraflar ve yazı sosyal medyada çok ilgi gördü. Köyde atalık tohumlara sahip çıkmak İçin babadan kalan boş kalan arazilere diktiğim ekinlere domuz girmesini paylaşmamın asıl nedeni, binbir zorluklarla üretim yapan çiftçilerimizin sıkıntısını gündeme getirmekti. Birçokları için hiç duymadığı ve ilginç gelen bu olay aslında, eskiden köy yaşamının sıradan bir parçasıymış.

 

Ben de domuzla ilgili ilk öyküleri çokluğumda babamdan dinlemiştim. Onunda çocukluğunda yaşadığı bu öykülerden birini bu vesile ile paylaşmak istiyorum.

 

Babamın ailesi, İkisi erkek 9 kardeşli bir ailedir. Hasan Ali Dedem artık çok yaşlıdır. (110 yaşında vefat ettiği söylenir) Evi çocuk gelin olarak dedemle evlendirilen İzmir Fatma (babaannem) çekip çevirmektedir. Evin büyük oğlu Hüseyin amcam ikinci Dünya savaşı yıllarında askerdedir. İkinci dünya savaşının yokluk ve sıkıntılı günleridir. Evin bütün yükü 50’!li yaşlarda olan babaannem ile evin yetişkin kızları olan halalarımın üzerindedir. Evde akşam yemeklerinde, her akşam bir sonraki günün iş planı yapılmaktadır.

 

Babaannem her işi, değişik yaşlarda ve güçte olan çocuklarına dağıtmaktadır. Kim hayvanları otlatacak, kim sağacak, kim evdeki en küçük Meryem’e bakacak, kim evi temizleyecek, kim bulaşıkları yıkayacak, kim akşama yemeği hazırlayacak vb. Her yaz önemli işlerden biride, Kışlık bulgur ve unların hazırlanması gerekmektedir. Ekinlerin biçme zamanına ( Haziran sonu gibi) yaklaşırken ekinlerin geceleri domuz sürüsü istilasına uğrama olasılığı vardır. Bir akşam, evden uzakta ve ıssız yerde olan ekin tarlasında gece domuz nöbeti tutulması konusu görüşülür. Bu işi önceden evin en büyüğü olan Hüseyin amcam yapmaktadır. Ancak o askerde olunca gözler o zaman 10-12 yaşlarında olan babama çevrilir. Halalarımdan biri . bu tehlikeli görev için, “ Halil artık büyüdü yetişkin oldu, yapabilir” deyince diğer kardeşlerde hep birlikte “he o artık delikanlı oldu, tabi yapar, neden ” deyince babam erkekliğinin tartışma konusu olmaması İçin mecburen” tabi yapabilirim “ demekten başka çaresi kalmaz. Ancak içinden korkusunu belli etmez. Çünkü o yaşlarda bir çocuk olarak tüm bir gece boyu yalnız bir ekin tarlasının kenarında sabaha kadar hiç görmediği “domuz “canavar sürüsüne” karşı gecenin karanlığında günlerce yapayalnız beklemek korkutucudur.

 

Ertesi sabah annesi azığını yanına katar ve dualarla gönderir. Yanına bir şey daha verirler bir boş teneke ve bir sopa… Domuzların sesini duyduğunda sopayla tenekeye vurup, ve “ ha domuz ha, ha domuz ha” diye bağırıp gürültü çıkaracak, böylelikle kaçıracaktır. Ekinler biçilinceye kadar, Bir kaç gün eve gündüzleri gelip geceleri nöbete gider.

 

Bir gece tam uykuya dalacağı sırada büyük bir uğultu duyar, giderek gürültü artmaktadır. Yerden büyük bir sarsıntı sesleride gelmektedir. Babam iyice korkar, kayanın dibindeki çardağın içine iyice sinerken, bir taraftan da var gücüyle boş tenekeye vurmakta ve korkuyla karışık. “Ha domuz ha” diye cılız ergen sesi ile bağırmaktadır. Fakat kalabalık domuz sürüsünün sesleri ve yerden gelen uğultu giderek artmaktadır. Sonunda büyük bir domuz sürüsü ekin tarlasına dalar ve öbür uçtan çıkar. Sabaha kadar korkusundan çardaktan çıkamaz ve sonunda uykuya dalar. Sabah gün iyice yükseldiğinde uyanır. Baksa ki, ekinlerin tamamına yakını ezilmiştir. Çardağın bir bölümü yıkılmış. Kayanın dibinde kaldığı İçin domuz sürüsünün çift tırnaklı ayaklarının altında ağzının yüzünün ve vücudunun parçalanarak ezilmesinden şans eseri kurtulmuştur. Eve mahcup döner, olayı anlatır. Üzgün ve mahçup durumunu gören anası, onun psikolojisini anlar ve başını okşayarak kucaklar ve “üzülme Halil’im, sana bir şey olmamış ya” der. Babamın bu anısını ne zaman bir domuz lafı geçse hep anımsarım. Daha da önemlisi, tek başına ikisi erkek, yedi kız çocuğu ve yaşlı bir adama bakma ve onları doyurma sorumluluğunu üstlenen bir köy kadınının, Toroslarda zirvesinde, altı ayı kar kış içinde geçen, zorlu yaşam mücadelesini, çocuklarını moral verme ve motive etme çabasını üzülerek düşünürüm.

 

Serdar ERKAN 19.07.2021