Anamur-Bozyazı Ziraat Odası Başkanlığı, 2025 yılına ilişkin açıklanan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinin ardından yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, ekonominin genelinde büyüme yaşanırken tarım sektöründe görülen %8,8’lik küçülmeye dikkat çekildi.
TÜİK’in 2025 verilerine göre ekonomi %3,6, inşaat sektörü %10,8 ve sanayi %2,9 oranında büyürken, tarım sektörünün %8,8 oranında küçüldüğü hatırlatılan açıklamada, tarımda yaşanan yapısal sorunlar çözülmeden sektörün toparlanmasının mümkün olmadığı vurgulandı.
Ziraat Odası tarafından yapılan açıklamada, çiftçilerin bir yandan iklim değişikliğinin yol açtığı zirai don, kuraklık, sel, fırtına ve hortum gibi afetlerle mücadele ettiği, diğer yandan ise artan girdi maliyetleri karşısında ayakta kalmaya çalıştığı ifade edildi. Zincir marketlerin uyguladığı fiyat politikalarının üreticiyi zor durumda bıraktığı belirtilerek, üreticilerin adeta “psikolojik bir savaş” verdiği kaydedildi.
Açıklamada, ürünlerin para etmeye başladığı dönemlerde ithalatın önünün açıldığı ve bunun fiyatları yeniden düşürdüğü savunularak, “Üreticiler olarak bu cendereyi yaşamaya mahkûm değiliz” denildi. Sorumlu kurumların ithalat lobilerine değil, Anadolu çiftçisine destek vermesi gerektiği ifade edildi.
Tarımın siyaset üstü bir mesele olduğu vurgulanan metinde, pandemi döneminde yaşanan gıda krizine ve Rusya-Ukrayna savaşı sürecindeki buğday krizine dikkat çekilerek, gıda güvenliğinin stratejik bir konu olduğu hatırlatıldı.
Çiftçilerin önemli bir bölümünün Tarım Bağ-Kur primlerini ödeyemediği ve SGK borçlarının arttığı belirtilen açıklamada, gençlerin tarımdan uzaklaştığına işaret edildi. Çiftçilerin bankalara, komisyonculara ve tüccarlara olan borçlarını kapatmakta zorlandığı ifade edildi.
Anamur-Bozyazı Ziraat Odası Başkanlığı, yetkililere şu çağrılarda bulundu:
• Yanlış tarım politikalarından vazgeçilmesi,
• Desteklerin ithalat yerine küçük aile işletmelerine verilmesi,
• İthalat ve ihracat politikalarının yeniden gözden geçirilmesi,
• Çiftçilerin Bağ-Kur primlerinin ödenebilir seviyeye çekilmesi,
• Gençlerin tarıma yönlendirilmesi ve 35 yaşına kadar SGK primlerinin devlet tarafından karşılanması.
Açıklamanın sonunda, sürdürülebilir, yerli ve millî tarım hedefleniyorsa çiftçinin yaşam standardını yükseltecek radikal kararların alınması gerektiği vurgulandı. “Yokluk üretim bilincini yok eder, varlık üretim bilincini var eder” ifadeleriyle üretime sahip çıkılması çağrısında bulunuldu.

































