DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Kazım KILINÇ (Eğitimci Yazar)
Kazım KILINÇ (Eğitimci Yazar)
Giriş Tarihi : 13-09-2026 13:04

OKUL AÇILIYOR: PEKİ ÇOCUK HAZIR MI?

Geçtiğimiz günlerde Prof. Dr. Selçuk Şirin’in zihnimde uzun süre yer eden bir yazısını okudum. Yazısında şu cümle özellikle dikkatimi çekti: “Beyin en çok ilk 6 yaşta gelişiyor.” Benzer bir cümleyi daha önce merhum Doğan Cüceloğlu’ndan da duymuştum. Bir eğitimci olarak bu cümlenin üzerinde durmamak mümkün değil.

Yıllarca ilkokul ve ortaokullarda eğitim yöneticiliği yapmış biri olarak şunu çok net gördüm: Bir çocuk okula geldiğinde, yanında okul öncesindeki hayatını ve o güne kadar biriktirdiği hikâyesini de getiriyor.

Kimi çocuk sınıfa büyük bir merakla adım atarken kimi soru sormaktan çekiniyor. Kimi kendini rahatça ifade ederken kimi birkaç cümleyi bir araya getirmekte zorlanıyor. Bazıları kolay arkadaşlık kurup paylaşmayı bilirken bazıları sosyal uyum konusunda güçlük çekiyor.

Hepsi aynı yaşta, aynı okulda ve aynı öğretmenin karşısındadır; ancak hiçbirinin başlangıç noktası aynı değildir.

İşte eğitimdeki asıl adaletsizlik tam olarak burada başlıyor.

Bizler çoğu zaman çocukları aynı sınava tabi tutarak eğitimde eşitlik sağladığımızı düşünüyoruz. Oysa çocuklar, aynı sınavın karşısına aynı hayatın içinden gelmiyorlar.

Birinin evinde zengin bir kitaplık varken diğerinin evinde belki de hiç kitap bulunmuyor. Bir çocuk akşamları anne babasıyla sohbet ederken bir başkası saatlerce ekran karşısında yalnızlığa terk ediliyor. Bir çocuk “Neden?” diye sorduğunda ailesi tarafından dinlenirken bir başkasına, “Çok soru sorma.” deniliyor.

Sonra bütün bu çocukları aynı sınıfa topluyor ve onlardan aynı hızda öğrenmelerini bekliyoruz.

Oysa gerçek eşitlik, herkese aynı şeyi vermek değil; ihtiyacı olana, ihtiyacı olanı sunabilmektir.

Prof. Dr. Selçuk Şirin’in erken yaşlara yaptığı vurgu tam da bu nedenle önemli. Eğitim politikalarını yalnızca okul çağı üzerinden kurgularsak pek çok şey için geç kalmış olabiliriz.

Çocuğun beyni ve dil becerileri gelişirken onunla ne kadar konuşuyoruz? Merakı şekillenirken ne kadar soru sormasına izin veriyoruz? Hayal gücü ve sosyal becerileri gelişirken ona ne kadar oyun alanı bırakıyoruz?

Ve belki de günümüzün en önemli sorusu:

Çocuğun elinden telefonu aldığımızda yerine ne koyuyoruz?

Kitap mı, oyun mu, sohbet mi, doğa mı; yoksa sadece başka bir ekran mı?

Okul yöneticiliği yaptığım yıllar boyunca çok sayıda çocuk, öğretmen ve veliyle aynı koridorları paylaştım. Bu süreçte çocukların yalnızca notlarını değil, yüzlerindeki ifadeleri de okumayı öğrendim.

Akademik olarak çok başarılı olduğu hâlde mutsuz olan çocuklar da gördüm, dersleri iyi olmadığı hâlde güçlü bir merak duygusu taşıyanlar da… Bir sorunun cevabını bilmediği için değil, yanlış cevap vermekten korktuğu için susan çocuklara tanıklık ettim.

Bazen bir çocuğun akademik başarısından önce, kırılmış özgüveninin onarılması gerektiğini gördüm.

İşte o zaman şunu daha iyi anladım:

Çocuk yetiştirmek ile öğrenci yetiştirmek aynı şey değildir.

Okul öğrenci yetiştirir ama çocuk, okuldan çok daha önce yetişmeye başlar.

Bu yüzden okullar açılırken bütün sorumluluğu öğretmenlere ve yöneticilere yüklemek kolaycılıktır. Anne babaların da kendilerine şu soruyu sorması gerekir:

“Ben çocuğumun geleceğine bugün ne ekledim?”

Birlikte okunan bir kitap mı, samimi bir sohbet mi, birlikte oynanan bir oyun mu; yoksa çocuğun sessiz kalması için eline uzatılan bir telefon mu?

Çünkü çocukluk bir prova dönemi değil, hayatın kendisidir. İlk yıllarda kaçırılan bazı fırsatları daha sonra telafi etmek kolay olmayabilir.

Öyleyse çocuklarımızdan yalnızca başarı beklemeyelim. Daha çok soru sormalarına, kitap okumalarına, düşünmelerine, hata yapmalarına ve kendilerini özgürce ifade etmelerine fırsat verelim.

Amacımız yalnızca sınav kazanan değil; sorgulayan, merak eden, kendine güvenen ve başkasının hakkına saygı duyan nesiller yetiştirmek olmalı.

“Beyin en çok ilk 6 yaşta gelişiyor.” sözü, okullar açılırken hepimize önemli bir gerçeği hatırlatıyor:

Eğitim, okul zili çaldığında mı başlıyor?

Cevabı okul zilinde aramayalım.

Çünkü o zil çaldığında eğitim zaten çoktan başlamış oluyor; bir çocuğun ilk kelimesinde, ilk oyununda, ilk kitabında, ilk sorusunda ve anne babasının o soruya verdiği ilk samimi cevapta…

Okullar açılıyor ama çocukların geleceği çok daha önce şekilleniyor.

Şimdi asıl mesele, o geleceğin ilk sayfalarını nasıl yazdığımızdır.

Kazım Kılınç
Eğitimci-Yazar

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1BEŞİKTAŞ512
  • 2GALATASARAY410
  • 3KOCAELİSPOR49
  • 4ÇAYKUR RİZESPOR59
  • 5CORENDON ALANYASPOR58
  • 6TRABZONSPOR57
  • 7ARCA ÇORUM57
  • 8AMED SPORTİF FAALİYETLER47
  • 9GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ47
  • 10GENÇLERBİRLİĞİ47
  • 11FENERBAHÇE46
  • 12KASIMPAŞA46
  • 13İSTANBUL BAŞAKŞEHİR44
  • 14SAMSUNSPOR54
  • 15ERZURUMSPOR54
  • 16TÜMOSAN KONYASPOR53
  • 17EYÜPSPOR53
  • 18GÖZTEPE52
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA