Tarih boyunca Avrupa devletleri, Arap ve Türk fetihleri karşısında yaşadıkları yenilgilerin etkisiyle kendi aralarında güçlü bir birlik refleksi geliştirmiştir. Buna karşılık İslam dünyasında, medeniyetin verdiği özgüven nedeniyle aynı ölçüde kalıcı bir birlik arayışı görülmemiştir. Bu nedenle İslam coğrafyasında birlik çoğu zaman güçlü sultanlıkların otoritesiyle sağlanmış, bu güç zayıfladığında ise dağılma süreci yeniden başlamıştır. Oysa İslam’da esas olan, bir emrin gönül rızası ve ibadet bilinciyle yerine getirilmesidir; zorla yapılan işlerin manevi değeri yoktur.
Osmanlı’nın gerileme dönemine gelindiğinde hem siyasi zayıflık hem de Avrupa’da yükselen milliyetçilik akımları, imparatorluğun dağılmasına yol açtı. Böylece yaklaşık bin yıl boyunca ümmetin kurucu öncülüğünü üstlenen Türkler, bu misyondan uzaklaşarak ulus devlet sürecine girdi ve Türkiye Cumhuriyeti ortaya çıktı.
Elbette bu süreçte dış etkiler de rol oynadı. Ancak asıl belirleyici olan, İslam dünyasının kendi iç zaaflarıdır. Nitekim Hz. Peygamber’in vefatından kısa süre sonra yaşanan Cemel ve Sıffin gibi iç savaşlar, ümmetin kardeşlik ve birlik ilkelerini yeterince kavrayamadığını gösteren acı örneklerdir.
Günümüzde Gazze’de yaşanan büyük trajedi karşısında İslam dünyasının yeterli birlik ve kararlılık sergileyememesi de bu sorunun güncel bir yansımasıdır.
Türkiye açısından bakıldığında ise son yıllarda yaşanan siyasi ve toplumsal tartışmalar, değerler ve duruş konusundaki hassasiyetleri yeniden gündeme getirmiştir.
İşte bu noktada, merhum Necmettin Erbakan’ın öncülüğünde ortaya çıkan Milli Görüş hareketi, İslam dünyasının yeniden birlik ve onur kazanması gerektiğini savunan bir yaklaşım ortaya koymuştur. Milli Görüş; ümmetin parçalanmış yapısını bir araya getirmeyi ve küresel güç merkezlerine bağımlılığa son vermeyi temel hedef olarak belirlemiştir.
Bu anlayış doğrultusunda Erbakan; İslam Savunma İş Birliği, İslam Barış Gücü, İslam Ortak Pazarı ve İslam Parlamentosu gibi kurumların oluşturulmasını önererek İslam ülkeleri arasında siyasi, ekonomik ve askeri dayanışmayı güçlendirmeyi amaçlamıştır.