YENİ BİR RAMAZAN’A GİRERKEN:
RAMAZAN VE ORUCA KUR’ANİ BİR YAKLAŞIM
Mübarek Ramazan ayına yeniden kavuşurken, sağlıklı ve sahih bir Ramazan idraki için önce şu temel hakikati hatırlamak zorundayız: Ramazan, sadece aç kalma ayı değil; Kur’an ayıdır.
Yüce Allah şöyle buyurur:
“Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak Kur’an’ın indirildiği aydır. Sizden bu aya erişen onda oruç tutsun. Hasta veya yolculukta olan ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutsun. Allah size kolaylık ister, güçlük istemez…” (Bakara/185)
Bu ayet bize açıkça şunu söyler: Oruç, Kur’an’la bağlantılıdır. Ramazan, Kur’an’ın indirilişini anma, onu anlama ve hayatın merkezine yerleştirme ayıdır.
Kur’an’ın ayetleri birbirini açıklar. Bakara 185’i okuyan bir müminin zihni, ister istemez şu ayete gider:
“Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağa indirmiş olsaydık, Allah korkusundan onun baş eğerek parça parça olduğunu görürdün…” (Haşr/21)
Bu ayet, adeta insanın gafletle donmuş zihnine bir sarsıntıdır. “Uyan ey insan!” diye seslenir. Bir dağın bile dayanamayacağı bir vahiy karşısında insan nasıl kayıtsız kalabilir?
Kur’an “ağır bir söz”dür. Nitekim Rabbimiz şöyle buyurur:
“Şüphesiz biz sana ağır bir söz vahyedeceğiz.” (Müzzemmil/5)
Ağırdır; çünkü sorumluluk yükler.
Ağırdır; çünkü insanı dönüştürmek ister.
Ağırdır; çünkü zulmü, bencilliği ve vahşeti reddeder.
Kur’an’ın hedefi; çıkarcı, bencil, zalim bir insan üretmek değildir. Aksine, insanı yeryüzünde adalet ve barışı tesis edecek bir halife kıvamına yükseltmektir.
Yüce Allah insana verdiği değeri şöyle ifade eder:
“Andolsun, biz insanoğlunu üstün bir izzet ve şerefe mazhar kıldık…” (İsra/70)
Bu üstünlük, insanın vahşi dürtülerini beslemesiyle değil; onları terbiye etmesiyle mümkündür. Kur’an, insanı nefs-i emmarenin karanlık mağarasından çıkararak medenileştirmeyi hedefler.
Bugün yaşadığımız çağa “uygarlık çağı” deniliyor. Oysa son yüz yılda iki büyük paylaşım savaşı yaşandı, milyonlarca insan öldü, şehirler yakıldı. Bu mudur uygarlık?
Gerçek medeniyet; güçlünün zayıfı ezmediği, devletlerin kendi halkını ve başka toplumları sömürmediği, insanın insana zulmetmediği bir düzendir.
İşte oruç, tam da bu bilinç için vardır.
Oruç sadece mideyi değil; egoyu da aç bırakmaktır.
Sadece bedeni değil; nefsi de terbiye etmektir.
Sadece aç kalmak değil; adaleti kuşanmaktır.
Ramazan’ı Kur’an’dan koparırsak, geriye şekil kalır; ruh kaybolur.
Oruç, Kur’an’ın inşa etmek istediği insanı inşa etmiyorsa, eksik kalır.
Bu Ramazan’da sorulması gereken soru şudur:
Biz aç mı kalıyoruz, yoksa arınıyor muyuz?
Eğer oruçlarımız bizi daha adil, daha merhametli, daha sorumlu bireyler haline getiriyorsa; işte o zaman Ramazan gerçekten Ramazan’dır.
Rabbimizden niyazımız; oruçlarımızın anlamını bulan, hayatı dönüştüren, insanı yücelten oruçlar olmasıdır. Oruçlarımızın anlamını bulan oruçlardan olması dileğiyle..
Hüseyin Şinasi
Muzun Fiyatı Değil, Emeğin Değeri
Ali BAL
Şekilden Öze: Kur'nÎ Bir Ramazan..
Kazım KILINÇ (Eğitimci Yazar)
Muz Üreticileri Kaygılı..!
İsmail Şimşek
DÜNYA LİDERİNİ BEKLİYORUZ…
Mesut GÜVEN
İyilik için çağrım SİZE !!!
İbrahim POLAT
Keyfe Keder Eğitim Sistemi..!
Serdar ERKAN
100. Yılda Atatürk’süz Anayasa Mümkün Mü?
Gazi MERT
TÜRKİYE YÜZYILINA IŞIK TUTAN SAVUNMA SANAYİMİZDE BÜYÜK GELİŞMELER:
Nihat ERKAN
Av. Mehmet Durer Oktar Da Aramızdan Ayrıldı.