“Yetim hakkı yiyenler, karınlarına ancak ateş doldurmuş olurlar. Onlar yakında alevli ateşe gireceklerdir.” (Nisa Suresi, 10)
1 Mayıs; emeğin, alın terinin, adalet arayışının ve insan onurunun simgesidir. Ancak bugün yalnızca bir bayram kutlamasından söz etmek yeterli değildir. Çünkü dünyanın birçok yerinde olduğu gibi ülkemizde de emekçi insanlar ağır ekonomik şartlar altında yaşam mücadelesi vermektedir.
Kur’an-ı Kerim’de anlatılan Firavun kıssası, aslında yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay değildir. O kıssa, her çağda zulmedenlerle ezilenler arasındaki mücadeleyi anlatır. Kasas Suresi’nde Firavun’un halkı sınıflara ayırdığı, güçsüzleri ezdiği ve zulüm düzeni kurduğu ifade edilir. Ardından Allah’ın, ezilenleri yeryüzünde söz sahibi yapmak istediği bildirilir.
Bugün de benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. Bir tarafta büyük servetler içinde yaşayanlar, diğer tarafta ise geçim sıkıntısı çeken milyonlarca emekçi insan bulunmaktadır. Açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilen insanlar, alın terinin karşılığını alamayan işçiler ve geleceğe umutla bakamayan gençler, adalet duygusunu derinden sarsmaktadır.
Oysa insan emeği kutsaldır. Bir işçinin hakkını vermemek, yalnızca ekonomik bir sorun değil; aynı zamanda vicdani ve ahlaki bir meseledir. Din, yalnızca ibadetlerden ibaret değildir. Gerçek inanç; adaletin yanında durmayı, haksızlığa karşı çıkmayı, yoksulun ve mazlumun hakkını savunmayı gerektirir.
Dünyaya baktığımızda da durum çok farklı değildir. Güçlü devletlerin, zayıf toplumların yer altı ve yer üstü kaynaklarını sömürdüğü bir düzen hâkimdir. Savaşlar, yoksulluklar ve eşitsizlikler, insanlığın ortak vicdanını yaralamaktadır. Buna rağmen hâlâ uygarlık ve medeniyet söylemleriyle bu düzen meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır.
Oysa gerçek medeniyet; insanı yaşatmak, emeğe değer vermek ve adaleti ayakta tutmaktır. Zulmün olduğu yerde ne gerçek insanlıktan ne de samimi bir inançtan söz edilebilir.
Bu nedenle toplumlara büyük sorumluluk düşmektedir. İnsanlar, adaleti savunan yöneticileri desteklemeli; zulmü, yolsuzluğu ve haksızlığı büyüten anlayışlara sessiz kalmamalıdır. Çünkü sessizlik bazen zulmün en büyük destekçisi hâline gelebilir.
1 Mayıs’ın anlamı yalnızca meydanlarda slogan atmak değildir. 1 Mayıs; emeğin kutsallığını hatırlamak, alın terine sahip çıkmak ve daha adil bir dünya için mücadele etmektir.
Temennimiz; hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği, hiçbir emekçinin hor görülmediği, adaletin ve hakkaniyetin egemen olduğu bir dünyanın kurulmasıdır.
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun.
Hüseyin Şinasi
Roma’nın Akdeniz’deki Hafızası: Anemurium
Ali BAL
1 MAYIS’A BİN SELAM
Kazım KILINÇ (Eğitimci Yazar)
Muz Üreticileri Kaygılı..!
İsmail Şimşek
DÜNYA LİDERİNİ BEKLİYORUZ…
Mesut GÜVEN
İyilik için çağrım SİZE !!!
İbrahim POLAT
Keyfe Keder Eğitim Sistemi..!
Serdar ERKAN
100. Yılda Atatürk’süz Anayasa Mümkün Mü?
Gazi MERT
TÜRKİYE YÜZYILINA IŞIK TUTAN SAVUNMA SANAYİMİZDE BÜYÜK GELİŞMELER:
Nihat ERKAN
Av. Mehmet Durer Oktar Da Aramızdan Ayrıldı.