Savaşı Allah mı İstiyor, İnsan mı?

Ali BAL

27-08-2026 15:43

Savaşları ister dinsel açıdan, ister salt seküler ve insani bir bakışla ele alalım; bana göre savaşın insani ve vicdani olanı ile olmayanı birbirinden ayrılmalıdır.

 

Bu açıdan bakıldığında emperyalizmin ve sömürgeciliğin ne dinî ne de insani açıdan savunulabilecek bir tarafı vardır. Üstelik burada yalnızca İslam’dan söz etmiyorum. Hangi dine bakarsak bakalım, güçlü olanın zayıf olanı ezmesi, sömürmesi ve tahakküm altına alması için dinî bir gerekçe üretilemez.

 

Bir dinin mensuplarını başka bir dinin mensupları “kâfir” veya “dinsiz” olarak görüyorsa, bunun nihai hesabını verecek olan Allah’tır. İnsanların görevi, başkasını zorla kendi inancına sokmak değildir.

 

Zaten gerçek anlamda bir inanç, rıza ve gönüllülük esasına dayanır. İnsanları kılıç zoruyla bir dine dâhil etmeye çalışmak, inançtan çok kin, korku ve ikiyüzlülük üretir.

 

Bu nedenle tarihteki dinî savaşları da bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Bir toplum başka bir topluma zulmediyor, onu eziyor ve sömürüyorsa; mazlumun dinine, mezhebine veya kimliğine bakmadan onun yanında durmak bir “din savaşı” değil, zulme karşı durmaktır.

 

İslam tarihindeki fetihler de yalnızca “insanları zorla Müslüman yapmak” şeklinde açıklanamaz. Nitekim fethedilen bölgelerde insanların yüzyıllar boyunca farklı dinlere mensup olarak yaşamaya devam ettiği tarihsel bir gerçektir. Eğer amaç yalnızca kılıç zoruyla insanları din değiştirmeye mecbur bırakmak olsaydı, fetihlerin ardından insanların eski inançlarına dönmesi beklenirdi.

 

Burada Kur’an’ın Enbiya Suresi 105. ayeti dikkat çekici bir ölçü ortaya koymaktadır:

 

“Andolsun, Zikir’den sonra Zebûr’da da, ‘Arza muhakkak benim salih kullarım varis olacaktır’ diye yazmıştık.”

(Enbiya, 105)

 

Bu ayetin, Tevrat ve Zebur’daki benzer ifadelerle birlikte değerlendirilmesi de önemlidir. Bugünkü Kitab-ı Mukaddes’te Mezmurlar 37:29’da, salihlerin yeryüzünü miras alacağından söz edilir. İncil’de İsa Mesih’in Dağ Vaazı’nda ise “Ne mutlu o halimlere ki onlar yeri miras alacaklar” ifadesi yer alır.

 

Tevrat’ın İşaya bölümünde de savaşların sona ereceğine ilişkin dikkat çekici bir tasvir bulunmaktadır. İşaya 2:1-4’te insanların kılıçlarını saban demirlerine, mızraklarını bağcı bıçaklarına çevireceği; milletlerin birbirine karşı kılıç kaldırmayacağı ve insanların artık savaşmayı öğrenmeyeceği anlatılır.

 

Bu metinlerin ortak mesajı son derece açıktır: İnsanlığın ulaşması gereken hedef savaş değil, barıştır.

 

Nitekim bu düşüncenin sembolik bir ifadesi bugün Birleşmiş Milletler’in New York’taki merkezinde de yer almaktadır. Savaş araçlarının üretim araçlarına dönüştürülmesi, insanlığın ulaşması gereken medeniyet seviyesini anlatan güçlü bir mesajdır.

 

Peki bütün bunlar “Nasıl olsa gelecekte savaşlar bitecek, o zamana kadar insanlar istedikleri gibi savaşabilir” anlamına mı gelir?

 

Elbette hayır.

 

Savaş bir kader değildir. İnsan, irade sahibi bir varlıktır. Dolayısıyla ırkçı, emperyalist ve sömürgeci amaçlarla çıkarılan savaşların önlenmesi de insanların elindedir.

 

Bunun yolu ise yalnızca savaş başladığında tepki göstermekten geçmez. Asıl mesele, savaşı bir politika aracı olarak gören anlayışların güç kazanmasını engellemektir.

 

Dünya halkları; emperyalist ve sömürgeci politikalar izleyen hükümetlere, bu politikalara destek veren yapılara ve kendi ülkelerindeki işbirlikçilerine karşı demokratik iradelerini ortaya koymalıdır.

 

Çünkü insanlık tarihi bize şunu gösteriyor:

 

Savaşları yalnızca silahlar başlatmaz; savaşları önce zihniyetler başlatır.

 

Ve eğer insan, aklını, vicdanını ve iradesini kullanırsa o zihniyeti değiştirmek de yine insanın elindedir.

DİĞER YAZILARI ???? Profesyonel Database Solutions & Data Extraction Services 01-01-1970 03:00 1 MAYIS’A BİN SELAM 01-01-1970 03:00 İslam'ın Ölçüsü Adalet.! 01-01-1970 03:00 Ümmet, Millet ve Diplomasi: Ayrışmak mı Birleşmek mi? 01-01-1970 03:00 Ümmet mi Millet mi? 01-01-1970 03:00 İslam Dünyasında Birlik Arayışı ve Milli Görüş. ( 1 ) 01-01-1970 03:00 Şekilden Öze: Kur'nÎ Bir Ramazan.. 01-01-1970 03:00 İslam Toplumunun Teopolitik Sorumluluğu.. 01-01-1970 03:00 “Kur’an’da Ümmet ve Şahitlik Sorumluluğu” 01-01-1970 03:00 “İslam Dünyasının Unuttuğu Şûra” 01-01-1970 03:00 Duyarsızlık Salgını.! 01-01-1970 03:00 HAC VE KURBAN 3 01-01-1970 03:00 HAC VE KURBAN    2    01-01-1970 03:00 HAC VE KURBAN (1) 01-01-1970 03:00 Takva, Muttaki Kavramlar. 01-01-1970 03:00 İdeo Politik Özgüvende Sınırları Gözetmek. 01-01-1970 03:00 Toplumsal Barış Ve Modern Derebeylikler Üzerine Notlar 01-01-1970 03:00 Sekülerizm Ve Semavi Kökenli Dinlerin Ortak Misyonu.. 01-01-1970 03:00 Dinimizde “Sırat-ı Müstakim ve İşi Ehline Vermek..!” 01-01-1970 03:00 Allah'ın Birliğinin İnsan Sosyopolitiği Açısından Anlamı.. 01-01-1970 03:00 Cenneti Nasıl Anlamalıyız Veya Cennet Aslında Nedir/1 01-01-1970 03:00 RAHMANİ VE ŞEYTANİ SİYASET ARASINDA KALANLAR.. 01-01-1970 03:00 Kur’an Çerçevesinde Oruç Ve Ramazan! 01-01-1970 03:00 Kandiller Kurtuluşumuza Vesile Olur mu? 01-01-1970 03:00 Suriye ve Mısır Sil Baştan 01-01-1970 03:00 KABE,HZ. İBRAHİM,EHL-İ KİTAP (YAHUDİ VE HIRİSTİYANLAR) İLİŞKİSİNE KUR’ANİ BİR YAKLAŞIM 01-01-1970 03:00 Bir Fıkra Bir Yorum 01-01-1970 03:00 Osmanlı Benim İçin Ne İfade Ediyor? 01-01-1970 03:00 Bir Rejim Sorgulaması.. 01-01-1970 03:00 Kur’ani kavramlar 01-01-1970 03:00